Antalya'nın Antik Kentleri

Ülkemizin en çok antik kente sahip şehri Antalya’dasınız…  Helenistik Dönemde Bergama Kralı, askerlerine “Gidin ve bana yeryüzündeki en güzel yeri bulun.” komutu verdi. Askerlerin gösterdiği yer şimdiki Antalya bölgesiydi. Kral burayı çok beğendi ve bir liman şehri kurdu. Bu nedenle Attalos’un adı verildi ve başlarda Ataleia olan ismi, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Antalya’ya evrildi.

Yıllar içinde hakimiyet kuran medeniyetleri değişti ama hepsinden izler taşımaya devam etti bu güzel şehir… Şimdi gelin birlikte Antalya’da seyahatinizde mutlaka görmeniz gereken antik kentleri inceleyelim:


1) Olympos Antik Kenti

Rastgele 10 kişiye Antalya’da mutlaka gitmeniz gereken yerlerin neresi olduğunu sorsanız 8’i ilk olarak Olympos Antik Kenti der! Öyle önemli ve gizemli bir yer burası. Tanrılar Kenti olarak da anılan kent, Kumluca ilçe sınırları içerisinde bulunuyor.

Ulu dağ anlamına gelen Olympos ismi, dünya üstündeki pek çok dağa verilmiş. Antik Likya’nın en önemli kenti konumunda olan Olympos’a gittiğinizde, o ünlü Olympos Plajı’nda yüzmeyi de ihmal etmeyin.


Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte İ.Ö. 167-168 yıllarındaki sikkelerde isminin yazdığı görülmüştür. Günümüze ulaşan tarihi kalıntıların çoğu ağaç ve çalılarla örtülü olup, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait.


Caretta Caretta’ların yavrulama alanı olduğundan sit alanı ilan edilen kent, koruma altında bulunuyor. Olympos’a gidenler genellikle sırt çantalı üniversite öğrencileri ya da arkadaşlarıyla bungalov evlerde kalma heyecanını yaşamak isteyen turistler oluyor. Ağaç evleri ve çadır kurulabilen açık alanları ile kamp meraklıları ve doğayla iç içe olmak isteyenler için de mükemmel olanaklar sunuyor.



Antik kentten günümüze ulaşan kalıntılar arasında Kaptan Eudomus’un lahdi de bulunuyor. Plaja giderken kayalığın oyuğunda yer alan lahit hem üzerindeki duygusal şiiri hem de gemi kabartması ile dikkat çekiyor. Olympos Antik Kenti, halen gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen tarihi kalıntılarıyla keşfedilmeyi bekliyor.


2) Side Antik Kenti

Antalya’nın en önemli antik kentlerinden bir diğeri ise Side Antik Kenti. Antik dönemde Pamfilya’nın liman kentlerinden olan Side’nin geçmişi M.Ö. 8. yüzyıla, Hititlere kadar uzanıyor. 12. yüzyıldan itibaren terk edilmiş kentten günümüze pek çok tarihi kalıntı ulaşmış.


Likyalılar ve Perslerin hakimiyetine giren kent, özgürlük ve bağımsızlığı simgelemek için adına sikke basılmış. O dönemlerde Side halkı, Apollon, Afrodit, Ares ve Athena gibi pek çok tanrıya inanmış. Tarihi tiyatrosu, Apollon Tapınağı, hamamları, agorası, evleri, müzeleri ve kent kapısıyla her yıl yerli ve yabancı pek çok turist ağırlıyor.


Bizans, Roma ve Helen dönemine özgü mimari özellikleri görebileceğiniz Side Antik Kenti’nde Side Müzesi de mevcut. Antik kenti dolaştıktan sonra eski dönem uygarlıklarına ait heykelleri, sütunları ve portreleri görmek için müzeye mutlaka uğramalısınız.


3) Patara Antik Kenti

Antalya’da görmeniz gereken yerler arasında Patara Antik Kenti’ni de eklemelisiniz. Likya medeniyetine başkentlik yapmış bir sahil kasabası olan Patara, arkeolojik ve tarihi değerlerinin yanı sıra Caretta Caretta’ların milyonlarca yıldır yumurtlamak için uğradıkları ender sahiller arasında bulunuyor.



Dünyanın ilk meclis binasının bulunduğu Likya kentinin geçmişi, M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanıyor. Döneminde oldukça büyük bir öneme sahip olan Patara Limanı, zamanla kumla dolmaya başladığı için önemini yitirmiş.

Patara kentinin önemine katkı sağlayan bir diğer olaysa Büyük İskender’in kuşattığı kent olması.


4) Xanthos Antik Kenti

1988’den beri UNESCO Dünya Kültür Mirası korumasında olan Xanthos Antik Kenti’nde yapılan ilk kazı çalışmaları Charles Fellows’a ait. Bulduğu önemli eserleri sökerek Patara’ya yanaşan harp gemisiyle Londra’ya taşıdığından, günümüzde kente ait pek çok eser British Museum’da sergileniyor.


Savaşçı bir ruha sahip olan Xanthos halkı, M.Ö. 545’te Perslerin hakimiyetine girene kadar tamamen bağımsızdı. Perslerin istilası üzerine sonuna kadar savaştılar. M.Ö. 475-450 yılları arasında büyük bir yangınla bütün kent yandı.


Mutlu ve parlak dönemlerinden çok hüzünlü geçmişiyle anılan Xanthos, arkaik ve klasik dönemlerde bulunduğu bölgenin en önemli kenti konumundaydı. Perslerin ardından Romalıların kontrolüne giren sonrasında ise Bizans egemenliğine girdi. 7. yüzyılda ise Arap akınlarına kadar Bizans egemenliğinin piskoposluk merkezi olarak kaldı. Tüm uygarlıkların inşa ettirdiği yapılarda Helenistik ve Roma döneminin izlerini görmek mümkün.


5) Magydos Antik Kenti

Antalya şehir merkezinin 8 km batısında, Karpuzkaldıran Plajı ve askeri bölge arasında bulunan Magydos, Antalya’da ziyaret etmeniz gereken antik kentler arasında yer alıyor. Antik kaynaklarda İ.Ö. 4. Yüzyıldan beri adı geçen kentin küçük bir bölümünü NATO üssü kaplıyor.


Antik kente gittiğinizde ilk gözünüze çarpacak şey, yaklaşık 230 metre uzunluk ve genişliğindeki yapay liman oluyor. Kıyıdaki hamama ve su kemerine de göz atmayı unutmayın.


6) Termessos Antik Kenti

Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Termessos Antik Kenti, Antalya’nın 30 km kuzeybatısında bulunuyor. El değmemiş atmosferiyle diğer antik kentlerden daha farklı bir havası var. Hem doğal güzellikleri hem de tarihi eserlerinden dolayı Milli Park kapsamına alınmış olan Termessos’un çift ‘s’ ile yazılmış olması, Anadolu insanları tarafından kurulduğunun kanıtı niteliğindedir.


Büyük İskender kuşatmasına karşı Termessosluların gösterdiği güçlü savunmayla anılan şehir, Pisidya bölgesinde Milyas olarak anılan bölümde konumlanıyor. Kenti Anadolu’nun en eski halklarından Solym’lerin kurduğu biliniyor. Bizans döneminde ve sonrası hakkında hiçbir şey bilinmiyor.


Antalya şehir merkezine 30 km mesafedeki Güllük Dağı’nın tepesindeki bir plato üzerine kurulu olan Termessos Antik Kenti’ne kendi özel arabanızla gidebilirsiniz. Antalya-Burdur yolu üstünde Korkuteli yönüne dönüp yaklaşık 15 km ilerlediğinizde ulaşabilirsiniz.


7) Aspendos Antik Kenti

M.Ö. 10. yüzyılda Akalar’ın kurduğu antik kent, Antalya’nın Serik ilçesinin Belkıs Köyü’nde yer alıyor. M.S. 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen 12 bin kişilik amfi tiyatrosuyla ünlü olan kent, yanında bulunan Köprüçay ve üzerinde bulunduğu ticaret yolu nedeniyle önemli bir konuma sahipti. Romalı Zenon tarafından inşa edilen tiyatro, günümüze ulaşabilen sahneler arasında en eski tarihlere dayananlardan biri.

Tiyatrodan sonra görmeniz gereken en önemli kalıntı su kemerleri. Kuzeydeki dağlardan su taşıyan su kemerleri, 1 km’lik uzunluğa sahip. Dönemin mühendislik becerisine şahit olmak adına mutlaka yakından görmenizi öneriyoruz.

Agora, tiyatro, hamam, sarnıçlar, stadyum gibi yapılardan oluşan antik kentten günümüze pek çok tarihi yapı ulaşmış. Her yıl yerli ve yabancı pek çok turisti ağırlayan kentte, tiyatro ve konser gibi etkinlikler gerçekleştiriliyor.


Kendi adına para bastıran ilk Anadolu şehirleri arasında bulunan Aspendos, efsaneye göre Truva Savaşı’ndan sonra Pamphylia’ya gelen koloniciler tarafından kuruldu. Tarih boyunca çok kez işgal edilen Aspendos, bir süre Büyük İskender’in egemenliğinde kaldı ve en parlak dönemini Romalılar zamanında yaşadı. Selçuklular döneminde kervansaray olarak kullanılan kent, Atatürk’ün isteğiyle restore edildi ve halka açık hale getirildi.


Antalya’nın merkezinden yaklaşık 50 km mesafedeki Serik beldesinde bulunan antik kente Antalya Otogarı’ndan düzenli olarak kalkan otobüsleri kullanarak ulaşabilirsiniz. Bu otobüsler ile Serik’e varmanız, sonrasında da Aspendos’a giden minibüsleri kullanmanız gerekiyor.

Aspendos Antik Kenti’ne kendi özel aracınızla ulaşmak isterseniz, Belek’e 18 km, Side’ye 36 km ve Alanya’ya 94 km mesafede olduğunu hatırlatalım.


8) Perge Antik Kenti

Antalya’nın tarih ve portakal çiçeği kokan antik kentlerinde zamana yolculuk yapmaya doyamayanlardansanız, sıradaki kentimizi anlatmaya başlayalım: Perge!


Antalya’nın 18 km doğusunda, Aksu ilçesi sınırlarında bulunan kent, Bergama’da başlayıp Side’de sona eren antik yol üzerinde yer alıyor. Aksu (Kestros) Nehri, kentin coğrafi konumunu oldukça değerli kılan bir unsurdu. Döneminde toprağı verimli hale getirmesi ve şehir içi ulaşımı sağlaması bakımından önemini uzun süre korudu. Şehrin nehre verdiği önemini sikkelerinden, kabartmalarından ve Akropolis’in eteğindeki anıtsal çeşmede yer alan Nehir Tanrısı heykelinden anlamak mümkün.


Makedonya kralı Büyük İskender, ordusunu Lykia’dan Pamhylia’ya göndermiş, kendisi de yakın komutanları ile kıyı şeridini izleyerek Perge’ye ulaşmış. Araştırmalara göre hiçbir kaynakta Perge şehri ile Makedonya ordusu arasında bir savaştan bahsedilmediğinden, şehrin savaşmadan Büyük İskender’e teslim olduğu düşünülüyor.


İ.S. 1. yüzyıldan itibaren tüm Anadolu’nun en düzenli Roma kentleri arasında sayılan Perge’de yapılan kazılar sonucunda önemli buluntular elde edilmiş, tüm bunlar Antalya Müzesi’ne devredilmiş. Dünyanın en zengin Roma Dönemi heykel müzeleri arasında bulunan Antalya Müzesi’ne mutlaka uğramanızı öneriyoruz.

Büyük İskender şehri aldıktan sonra her biri yarım tonu bulan taşlarla sur duvarları inşa ettirmiş. Pergelilerin İskender’e hiç direnmeden şehri vermelerinin nedeni olarak şehri koruyan surların olmaması tahmin ediliyor. Antik kenti gezmeye bu anıtsal sur duvarları boyunca yürüyerek başlayabilirsiniz.


Su kanalı, sütunlu cadde, gözetleme kulesi, Roma hamamı, agoralar, çift kapılı dükkanlar, 12 bin kişilik anıtsal tiyatro, zemini kaplayan mozaikler ve at nalı şeklindeki stadyumu görmeden Perge Antik Şehri’nden ayrılmayın.


Perge Antik Kenti’ne gitmek için Aksu ilçesine ulaşmalısınız. AC03 numaralı otobüslerle Antalya şehir merkezinden Aksu’ya 1 saatte ulaşabilirsiniz. Aksu’ya vardığınızda ise Perge tabelasını takip ederek yaklaşık 2 km’lik bir yürüyüşün ardından antik kente varabilirsiniz.


9) Sillyon Antik Kenti

Serik ilçesine 15 km uzaklıkta bulunan Aspendos ve Perge arasındaki tepede konumlanıyor. Diğer Pamfilya kentleri gibi Truva Savaşı’nın ardından bölgeye göç edenlerin inşa ettiği bir antik kent burası… Tarih boyunca pek çok depreme maruz kalmış ve günümüze harabe şeklinde ulaşabilmiş. Yine de antik kentlere ve tarihe özel bir ilginiz varsa ziyaret edebilir, çeşme, anıt mezar, birkaç mimari yapı ve sur duvarlarını yakından görebilirsiniz.


Tepede ev kalıntıları, sokaklar, Bizans Kilisesi ve Selçuklu Camisi bulunuyor. Tepenin batısında ise Helenistik çağlardan kalma surlar, kuleler, kapılar ve kente çıkan yollar yer alıyor. Güneyde bulunan 8 bin kişilik tiyatro alanını da mutlaka görmelisiniz.


10) Myra Antik Kenti

Demre ilçesinde bulunan Myra Antik Kenti, Likya Birliği’nin 6 büyük kentinden biriydi. Bugünkü Demre Çayı’nın (Myros Nehri) batısındaki kanal ile ulaşım sağlanıyordu. Aziz Nikolas’ın piskoposluk yaptığı yer olarak ünlenen antik kentin tarihi M.Ö. 5. yüzyıla dayanıyor. Şehrin en önemli yapısı ise tahmin edileceği gibi St. Nikolas Kilisesi… Maalesef 1034 yılında Arap akınları nedeniyle yıkılan kiliseyi günümüzde görebilmek mümkün değil.


Antalya'da Gidebileceğiniz Müzeler


Aziz Nikolas (Noel Baba) Müzesi


Tüm dünya tarafından Noel Baba olarak tanınan Aziz Nikolas, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki önemli Lykia kentlerinden Patara’da dünyaya geldi.

Denizcilerin ve öğrencilerin koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Nikolas’ın lahdinin üstünde balık pulu deseni bulunuyor. Haçlı Seferleri’nde tüccarların Aziz Nikolas’ın kemiklerini çalıp Bari’ye götürdüğü ve bir bazilikaya gömdüklerini biliniyor. Geride kalan kemikler ise günümüzde Antalya Müzesi’nde sergileniyor.


Antalya Arkeoloji Müzesi


Paleolitik Çağ’dan Roma Devri’ne kadar olan dönemden önemli eserlerin sergilendiği Antalya Arkeoloji Müzesi, 1922 yılında öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından yaptırılan müze, 1. Dünya Savaşı’nın ardından işgal güçlerinin çeşitli arkeolojik değerlerimizi yağmalamasını önlemek amacıyla kurulmuş olup, 13 teşhir salonu, çocuk bölümü ve açık hava galerilerinden oluşuyor. Tamamı yöreye ait eserlerin sergilendiği müzede, sikkeler, mozaikler, ikonalar, imparator heykelleri ve etnografya eserlerini görebilirsiniz.

1988 yılında Avrupa Konseyi Özel Ödülü’nü almıştır.

4 görüntüleme0 yorum
  • Instagram

©2020, made by YZEX.

contact