Diyarbakır'da Gezilecek Yerler

1) Sülüklü Han

1683 yılında inşa edildiğinde 3 katlı olan Sülüklü Han, Hanilioğlu Mahmut Çelebi ile kız kardeşinin isteği üzerine yapılmış.

Yalnızca bir katı ayakta kalan bu han, bugün ziyaretçilerini ağırlayabilen otantik bir mekân olarak varlığını sürdürüyor.

Zamanında Kurtuluş Savaşı’na da hizmet etmesiyle tarihi bir önem taşıyor.

2) Hasan Paşa Hanı

Yalnızca bir katı ayakta kalan bu han, bugün ziyaretçilerini ağırlayabilen otantik bir mekân olarak varlığını sürdürüyor.

Zamanında Kurtuluş Savaşı’na da hizmet etmesiyle tarihi bir önem taşıyor.


3) Deliller Hanı

Aynı zamanda kervansaray olarak hizmet veren han, Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa’nın isteğiyle yaptırıldıktan sonra valinin ismiyle anılsa da zaman zaman hacı adaylarına rehberlik edecek delillerin burada ağırlanmasından dolayı Deliller Hanı olarak da bilinir olmuş.

Bugün hala otel olarak kullanılan hanın restoran bölümü de var.

1521 yılında yapımına başlanan Kervansarayın inşası 6 yıl sürdükten sonra 72 tane odasına ek olarak 800 deve için yapılmış ahırı ve 17 tane dükkanıyla hizmete açılmış.

Bugün misyonundan çok fazla bir şey kaybetmeyen bu han, bir otelin bünyesinde hizmet vermeye devam ediyor.


3) Ağil Asur Kalesi

Oldukça stratejik olarak planlanan kale, üç taraftan vadilerle çevrili bir kayanın oyulmasıyla oluşturulmuş.

Asur işçiliği bulunan kale, depolama ve sığınma alanı olarak düşünülse de yer altı tünellerine bakılırsa savaş anlarında kritik bir konumu olduğu izlenimi oluşuyor. Bu tüneller Dicle Nehri’ne kadar da ulaşıyor üstelik.

Bu kaleye geldiğinizde kalenin kuzeydoğu tarafında kalan kral mezarlarını da görebilirsiniz.


4) Diyarbakır Kalesi

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Diyarbakır Kalesi, heybetli görünümüyle Sur ilçesinin bir parçası olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

9 bin yıllık surları, şehir burçları, iç ve dış kale bölümleriyle oldukça ilgi çekici bir duruş sergiliyor.

İç Kale

1207 yılında yapılan Artuklu Kemeri’nden giriş yapılabilen İç Kale, geçmişi milattan önce 4 bin 200 yılına kadar dayanan Amida Höyük ve sadece kalıntılarına rastlanılan Artuklu Sarayı gibi önemli eserleri saklıyor içinde.

Bir dönem hapishane görevi gören İç Kale’nin içindeki bu sarayda kitaplarının kopyaları Avrupa’nın çeşitli yerlerinde, Süleymaniye ve Topkapı kütüphanelerinde bulunan El Cezeri’nin Orta Çağ’da ürettiği robotları kullanılmış.

Dış Kale

Diyarbakır Kalesi’ni, surlarını ve burçlarını kapsayan geniş bir alanın tamamı, Dış Kale olarak adlandırılıyor.

Bu haliyle bir kalkan balığına benzediği söylenen Dış Kale’nin bütünlüğü vakti zamanında dönemin valisi tarafından Dağkapı kısmındaki surlar yıktırılarak bozulmuş.

Fransız bir arkeolog tarafından durdurulan yıkımdan geriye kalanlar, restorasyonlarla yaşatılmaya devam ediyor.

Şehir Burçları

Dış Kale üzerinde bulunan tam 82 burcu işaret ediyor Şehir Burçları.

Üzerinde kabartmalı şekiller ve figürler olan burçlardan Güneş Tapınağı’nın üzerinde bulunan Keçi Burcu, Diyarbakır’ın en güzel manzaralarından birini sunuyor.

Keçi Burcu ve Güneş Tapınağı’nı görmek isterseniz girişler ücretsiz.

1208 yılında eş zamanlı inşa edilen Yedi Kardeş Burcu ve Evli Beden Burcu, zamanla Usta Çırak Efsanesi olarak bilinen bir şehir efsanesine gebe kalmış. Efsaneye göre çırağın işi ustanınkinden iyi olunca usta yaptığı burçtan kendini bırakıyor. Bunu görünce içerleyen çırak da dayanamayıp intihar ediyor.

Diyarbakır Surları

Yüksekliği 10-12 metreyi bulan Diyarbakır Surları, İç Kale içinde 5 bin 700 metre boyunca uzanıyor.

Varlığı milattan öncesine dayanan surlar, zaman içinde tahrip olduğu için milattan önce 349’da Bizans İmparatoru Costantinus’un yenileme emriyle yeniden yükselmiş ve Mardin Kapı, Su Kapısı, Urfa Kapı ve Harput Kapı olarak adlandırılan 4 ana kapısıyla günümüze kadar ulaşmış oluyor.

Mardin Kapı


Tel Kapısı veya Tepe Kapısı olarak da bilinen Mardin Kapı, Diyarbakır’ı ele geçiren Halife Murtezid Billah tarafından yıktırılan surların içinde olmasına karşın 900’lü yıllarda Halife Muktedir Billah ile vezirinin arzusu üzerine bir mühendis tarafından onarılarak bugüne kadar ulaşmış.

Kürtçe adı Deriyê Mêrdînê olan bu kapı, eski Mardin yoluna uzandığından bu isimle anılıyor.

Urfa Kapı

Halep veya Rum Kapısı adlarıyla da bilinen Urfa Kapısı aslında biri büyük, toplamda üç kapıdan oluşuyor.

En eski kapı iki taraftan demir kapılara sahip bir geçit gibiyken bugün sadece kapıların ve zindanların kalıntılarıyla kalakalmış bir tünel gibi duruyor.

Kürtçe söylemiyle Deriyê Ruhayê’nin sonradan açılan kapıları, Cumhuriyet zamanından kalan bir miras gibi varlığını sürdürüyor.

Harput Kapı (Dağ Kapısı)

Harput’a doğru açıldığından Harput Kapı olarak anılan bu kapıya Dağ Kapı veya Deriyê Çiyê de deniyor.

1932’de şehre hava akışı sağlayabilmek için Dağkapı Burcu’nu takiben birkaç burç ile sur duvarlarının küçük bir kısmı yıktırılmış.

Bu kapının iki katından birinde Diyarbakır Devlet Güzel Sanatlar Galerisi bulunuyor.

Dicle Kapısı – Su Kapısı

Dicle Nehri’ne ve verimli Hevsel Bahçeleri’ne açılan Su Kapısı’nın yapımına 1240 yılında başlanmış ve bir sene sonra yapımı tamamlanmış Bizans Dönemi eseri olarak günümüze ulaşmış.

Tek girişi olan bu kapı, zaman zaman Dicle Kapısı olarak anıldığı gibi Yeni Kapı veya Deriyê Nû diye de isimlendiriliyor.


5) Diyarbakır Arkeoloji Müzesi

Zenciriye Medresesi’nde 1934 yılında açılan ama 1985’ten beri Elâzığ Caddesi’nde bulunan bu müzeyi ziyaret ettiğinizde Paleolitik Dönemi’nden Osmanlı Dönemi’ne kadar yaşanan gelişmelere tanık olacaksınız.

Çeşitli ören yerlerindeki kazılar hala devam ettiği için müze, yeni buluntularla tazelenme ve yeniden cazibe merkezi olma şansına erişiyor.

Yaz döneminde saat 09.00’da ve kış döneminde 08.00’de açılan müzenin kapanış saati 17.00 oluyor.


6) Çayönü Ören Yeri

9000 yıllık Çayönü buluntularını da görmek isterseniz Ergani ilçesine yolculuk etmeniz gerekiyor.

Buradaki antik kentten bulunanlar Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde görücüye çıkıyor.

Çayönü Höyüğü’nde çalışmalar devam ettiği için bölgede hareketlilik sürse de buluntular Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. İsterseniz müzedeki buluntuları da inceleyebilirsiniz.


7) Gazi Köşkü

Semanoğlu Köşkü olarak da anılan Gazi Köşkü, üzerinde Akkoyunlu işçiliğini taşıyor.

15. yüzyılda yapılan köşk, 1916 yılında Kolordu Karargâhı için şehre gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşık bir sene kadar burada konaklaması için kullanıldıktan sonra Diyarbakır Belediyesi tarafından 1926 yılında Atatürk’ün “fahri hemşeri” sıfatına layık görüldüğünün ertesi yılı halk arasında toplanan parayla sahiplerinden alınan köşk, kendisine takdim edilmiş.

Ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz köşkteki tesiste hoş vakit geçirmek isterseniz buradaki hizmetler belli bir ücret karşılığında sağlanıyor.


8) Cahit Sıtkı Tarancı Evi

Ünlü şairin doğduğu evin 1973 yılında müze haline getirilmesi sayesinde yöreye ait kültürel dokulara sahip 14 odası olan bu evde Cahit Sıtkı’nın gelişimlerini, şairliğe adımlarını düşünmeye dalacaksınız.

Ücretsiz olarak giriş yapabileceğiniz Cahit Sıtkı Tarancı Evi bir süredir tadilat nedeniyle kapalı olsa da dışarıdan görmek için bile zaman ayırmaya değer.


9) Ziya Gökalp Müzesi

Şu sıralar tadilat gören Ziya Gökalp Müzesi, 1824 yılında bir yazar ve şair olarak adını duyuran Ziya Gökalp’in ailesine ait evin 1953 yılında alınmasından üç yıl sonra hizmete açılmış.

Ünlü sanatçının doğup büyüdüğü bu evi, yeniden açıldıktan sonra ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Yazarın eşyaları dahil o döneme hitap eden pek çok kültürel detayı bulabileceksiniz bu müzede.


10) Ahmed Arif Edebiyat Müzesi

Şair Ahmed Arif’e ait eşyaların, bizzat kendi el yazısıyla yazdığı eserlerinin bulunduğu müze, kurulduğu 2011 yılından beri şu an bulunduğu konakta ziyaretçi kabul ediyor.

Müzeyi gezdikten sonra pek çok edebiyat ve tarih kitaplarının yuvası olan kütüphanesinde de vakit geçirebilirsiniz.

Pazar günleri kapalı olan müzeyi hafta içi sabah 9’dan akşam 5’e kadar, cumartesileri ise sabah 8’den akşam 4’e kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.


11) Dört Ayaklı Minare

Şeyh Mutahhar Cami’yi meşhur eden minare, İslam dinindeki dört mezhebi temsil eden dört ayağa sahip oluşuyla öne çıkıyor.

Akkoyunlular Dönemi’nden Diyarbakır’a hatıra kalan minarenin altından 7 kez geçenlerin dileklerinin kabul olacağına inanılıyor.


12) Diyarbakır Ulu Cami

Paganizm dönemlerinden bu yana farklı dinlere ibadet merkezi olarak kullanıldıktan sonra Anadolu’nun ilk camisi olarak hizmet vermeye başlayan Ulu Camii, her bir cephesini dört farklı mezhebin kullanımı için ayırmış olmasıyla da büyük önem taşıyor.

Diyarbakır’ın fethinden sonra Müslüman ibadeti için Ulu Cami, Saint-Thoma Kilisesi’nden dönüştürülmüş.


13) Behram Paşa Camii

Oldukça süslü bir minberle gönülleri fetheden Behram Paşa Camii, Diyarbakır’da mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.

Camiyi 1564 ile 1572 yılları arasında o zamanın valisi Behram Paşa’nın isteği üzerine Mimar Sinan yapmış ve kendine has üslubuyla Osmanlı mimarisine yeni boyutlar kazandırmış.


14) Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi

3. yüzyıldan bu yana kilise, Ali Paşa’da hala ibadete açık.

Onarımlardan dolayı, özgün yapısında değişikliklere gidilse de son onarımı 18. yüzyılda gördüğünden tarihin izlerini taşımaya devam ediyor.

Üç avlulu Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi, tarihi eserlerini bünyesinde saklıyor.


15) Surp Giragos Ermeni Ortodoks Kilisesi

16.yüzyılda yapıldığı düşünülen kilise, geçirdiği restorasyonlardan sonra yıllar içinde büyüyerek 3 bin kişilik bir kapasiteye ulaşıyor.

Savaş karargâhı ve depo olarak da kullanılan bu devasa yapı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Surp Giragos Ermeni Vakfı ortaklığında yeniden restore ediliyor. Bu yüzden kiliseye ziyaret şu sıralar pek mümkün değil.


16) Suriçi

Tarihi Diyarbakır Surlarının içinde kalan bölgeyi Suriçi olarak adlandırıyor Diyarbakırlılar. Bu yazımızda da hakkında okuyacağınız hanları, kaleleri, surları, tarihi kapıları da kapsayan bu bölge, Diyarbakır’ın en çok turist çeken bölgelerinden biri.

Diyarbakır merkezine geldikten sonra dar tarihi sokaklarında ister aracınızla ister yaya olarak gezintiye çıkabilirsiniz.


17) Dicle Nehri

Maden Çayı ve Bırkleyn Çayı ile beslenen Dicle Nehri, Basra yakınlarında Fırat Nehri ile birleştikten sonra kol kola Basra Körfezi’ne bırakıyorlar kendilerini.

Kutsal kitaplarda da adı geçen Dicle’nin Allah’a doğru uzanan bir nehir olduğuna inanılıyor.

Bu yüzden On Gözlü Köprü’den dileklerini nehrin suyuna bırakan çok oluyor.


18) Hevsel Bahçeleri

Su Kapısı’ndan meşhur Diyarbakır karpuzlarının da yetiştiği Hevsel Bahçeleri’ne ulaşabilirsiniz.

8 bin yıllık geçmişe sahip olan bu bahçeler sadece enfes tatlarıyla gönülleri çalan sebze ve meyvelerin değil aynı zamanda pek çok hayvanın da yuvası oluyor.

Yıllardır Diyarbakır’ın ekonomisine can katan bahçeleri ziyaret ettiğinizde zamanında burada yaşayan insanlar ve onların hayatları üzerine düşünmeye dalacaksınız.


19) Aslanlı Çeşme

Nişin içindeki iki aslanından biri Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nin kanatları altında olan Aslanlı Çeşme’nin diğer aslanı yurt dışına yasak olmayan yollarla götürülmüş.

19. yüzyıl eseri olan çeşme, bugün hala İç Kale’de varlığını sürdürüyor.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör