Edirne'de Gezilecek Yerler & Edirne'de Ne Yenir?

Güncelleme tarihi: 31 Tem 2020


Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi

Evliya Çelebi’nin “Orada öyle bir darüşşifa vardır ki; dil ile tarif edilmez, kalem ile yazılmaz.” sözleriyle bahsi geçen 2. Beyazıt Külliyesi ve Şifahanesi, 400 yıldır hastalara şifa dağıtan bir yer oldu için mutlaka gezilip görülmesi gereken bir mimari eser.

Geçmişte hastalara etkin olarak şifa dağıtan bu yapı, günümüzde şehirde huzur bulabileceğiniz en önemli turistik kültürel miraslarımızdan biri.

Tuna Nehri’nin kıyı komşusu Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, 1488 yılında yapımı tamamlandığında imareti, hamamı, camisi, mutfağı, depolama alanları, darüşşifa ve tıp medresesi gibi bölümlere ayrılmış kocaman bir külliyeymiş.

Ancak neredeyse 100 kubbeli olan bu yapının zamanında psikolojik hastalıkları müzikle tedavi eden bir sağlık merkezinin evi olmasından dolayı bugün Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi olarak hizmet veriyor.


Bunun dışında başhekim, cerrah, göz doktoru, eczacı gibi uzman kişilerin de bulunması da buna katkı sağlıyor.

Buraya gelen hastalardan herhangi bir ücret talep edilmemesi de o dönem için çok önemli bir olgu.

Her gün 9.00 ile 17.30 saatleri arasında ziyarete açık olan bu müzeye giriş ücreti 5 TL, ancak öğrencilerden ücret alınmıyor.




Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi

1913 Balkan Savaşı’nda şehit olanlar adına yapılmış olan bölgenin içinde savaşta büyük fedakarlıkları bulunan Şükrü Paşa’nın mezarının bulunduğu yere yapılan anıtın yanı sıra savaş dönemini yansıtan eşyalarla oluşturulan bir de müze yer alıyor.

Balkan Savaşı Müzesi, şu sıralar restorasyondan dolayı ziyarete kapalı.


Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

1925 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün arzusu doğrultusunda Selimiye Camii’n avlusunda hizmet vermeye başlayan müze, daha sonra iki bölüme ayrılarak 1971 yılında yeniden çalışmalarına devam etmiş.

Sergileme alanlarını bahçesine kadar taşıyan bu müzede Ankara Etnografya Müzesi’nden ve Topkapı Sarayı’ndan gelen eserleri birebir görebilirsiniz.

Müzekart’ın geçerli olduğu müzeye kartsız girişler için 7 TL ödemeniz gerekiyor.


Türk İslam Eserleri Müzesi

Selimiye Camii’nin avlusuna bırakılan Osmanlı döneminin mirasları için içinde ayrı ayrı odalar açılan Türk İslam Eserleri Müzesi, Müzekart ile ziyaret edilebiliyor.

Silah odalarından Balkan Harbi Odası’na kadar 14 bölümden oluşan bu müzede Kırkpınar güreşçilerinin resimleri de yer alıyor. Müzekartsız girişler için 5 TL ödemeniz gereken Türk İslam Eserleri Müzesi’nin kış döneminde 9.00-17.30, yaz döneminde ise 9.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu hatırlatmakta fayda var.



Edirne Kent Müzesi

Selimiye Camii’nin karşısında konumlanan Hasan Ağa Konağı’nda hizmet veren Edirne Kent Müzesi’nde şehrin tarihi hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

Edirne’nin kültüründe harmoni içinde var olan bütün değerleriyle tek tek tanışabileceksiniz.

Türkçe başta olmak üzere Bulgarca, Yunanca, İngilizce ve Arapça dillerinde sesli rehber anlatımının olduğu müzeye 2018 yılında alınan bir kararla girişler 1 TL karşılığında olacak.


Lozan Anıtı ve Müzesi

Karaağaç’ın huzurlu kollarına bırakılan Lozan Anıtı ve Müzesi, 1998 yılından beri ziyarete açık.

Lozan Zaferi’nin onurunun simgesi olan bu anıtın üzerindeki her bir sütun, boy sırasına göre bakıldığında Türkiye’yi, Edirne’yi ve Karaağaç’ı temsil ediyor.

Anıtın dizlerinin dibinde oturan tek yapılı bina ise Lozan’a dair her türlü belgenin ve dönemdeki gazete yazılarının arşivlendiği bir müze.


Yemiş Kapanı Hanı

Edirne’de arkeolojik bir canlanmaya sebep olan Yemiş Kapanı Hanı, yapılan kazı çalışmaları sonucu Selimiye Camii’ne komşu çıkmış.

Yaklaşık olarak 100 odası bulunduğu tahmin edilen bu hanın restorasyonu şu günlerde beklemede. Çünkü Selimiye Camii’nin silüetini bozup bozmaya konusunda bir dilemma söz konusu.

Yemiş Kapanı Hanı’nın bulunduğu bölgede bir arkeopark yapılacağı da konuşuluyor.


Rüstem Paşa Kervansarayı

Kanuni Sultan Süleyman zamanında sadrazamlık yapmış olan Rüstem Paşa’nın arzusuyla yaptırılan bu kervansarayın sahip olduğu güzelliğin mimarı elbette ki Mimar Sinan.

Tuğla süslemeli kapı kemerleri ve pencereli ile enteresan bir görünüme kavuşturulan Rüstem Paşa Kervansarayı, 1972 yılından beri otel olarak hizmet veriyor.

Otele dönüştürülürken geçirdiği onarım çalışmalarının başarısından ötürü Ağa Han Mimarlık ödülüne layık görülmesi de Kanuni’nin damadı olan Rüstem Paşa’nın adını taşıyan bu kervansarayın en önemli özelliklerinden.


Edirne Sokullu Hamamı

Üç Şerefeli Camii’ne yakın bir konumda bulunan Edirne Sokullu Hamamı, ismini Sokullu Mehmet Paşa’dan alıyor.

Mimar Sinan’ın maharetli ellerinden çıkma olan bu hamamın yapısı iki ayrı girişi olacak şekilde planlanmış.

Erkeklerle kadınların bölümlerinin bu girişler sayesinde ayrıldığı ve Türk sanatına izler bırakan bu hamam hala aktif olarak kullanılıyor.

Erkekler kısmı 8.30-23.00, kadınlar kısmı ise 9.00-17.00 saatleri arasında hizmet veriyor.

Arzu ederseniz Edirne Sokullu Hamamı’nda turistik bir gezi yapmanız da mümkün.


Saraçlar Caddesi

Araç trafiğine kapalı olan Saraçlar Caddesi, eskiden burada koşum takımı satan dükkanların bulunmasından dolayı bu adı almış. Ancak şimdi Edirne Çarşısı olarak biliniyor.

Zaman zaman konserlere de ev sahipliği yapan bu caddede pek çok restoran, kafe ve mağaza bulunuyor.

Hala nostalji rüzgarlarının estiği bu Saraçlar Caddesi’ne uğrayarak Edirne’nin gerçek ruhunu hissetme şansı elde edebilirsiniz.


Sarayiçi Bölgesi

Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış olan Edirne’deki en büyük saray olan Edirne Sarayı’nın ağırlandığı bölge olan Sarayiçi Bölgesi, aynı zamanda Kırkpınar güreşlerine de ev sahipliği yapan Kırkpınar Alanı’na da kapılarını açmış.

Zaman zaman Tunca Nehri’nin yoğun yağmur sularıyla dolup taşmasından dolayı sel baskınlarına maruz kalan bir bölge olsa da hala değerleri olanca gücüyle ayakta duruyor.



Balkan Şehitliği

Balkan Savaşları sırasında hayatını kaybeden binlerce askerin anısına 1939 yılında inşa edilen şehitlik Edirne’de görmeden gitmemeniz gereken bölgeler arasında yer alıyor.

Zamanında hastalık, açlık ve susuzluktan kavrulmuş olan asker ve sivil binlerce kişinin de anıları yine bu şehitlikte yaşatılıyor.


Meriç Köprüsü

Mutlaka görülmesi gereken bir başka yapı ise Meriç Köprüsü. 1847 yılında yapımı tamamlanan köprü, Osmanlı döneminden günümüze kalan en yeni eserlerden biri.

Sembolik olarak kültürleri, medeniyetleri ve dinleri birbirine başlayan Meriç Köprüsü’nün manzarası görülmeye değer. Gazi Mihal Köprüsü ve Beyazıt Köprüsü de görülmesi gereken mimari eserlerden.


Karaağaç Mahallesi

Edirne’nin güneybatısında yer alan bu küçük ve şirin mahalle, sizi Arnavut kaldırımlarıyla buluşturarak Lozan Anıtı’na kavuşturacak.

Tunca Köprüsü’yle sizi karşılayacak yoldan itibaren huzurlu bir dünyanın kapılarını açan ve Alice’in Harikalar Diyarı’na yolculuğunu çağrıştıran güzergahı ile büyüleyici anlar müjdeleyen Karaağaç Mahallesi, Sirkeci Garı’na benzer şekilde inşa edilmiş olan Eski Tren Garı’nı, garın hemen yanında konumlanan Lozan Anıtı ve Müzesi ile Bulgar ve Sırpları Edirne’den uzaklaştırmak için şehit düşen Türk Jandarmaları anısına dikilen Jandarma Şehitliği Anıtı’nı bünyesinde bulunduruyor.


Alipaşa Çarşısı

Mimar Sinan’ın eseri olan ve Kapalı Çarşı olarak adlandırılan Alipaşa Çarşısı, zamanında ticaret ağındaki güvenliği sağlamak adına yapılmış.

100 civarı bekçi tarafından korunduğu söylenen bu çarşı, kıymetli eşyalar satan dükkanlarla doluymuş.

Ancak 1992 yılında çıkan bir yangında zarar gördükten sonra onarıma ihtiyaç duymasına rağmen 5 yıllık bir restorasyon sürecinin ardından yeniden hizmet vermeye başlamış.

Çarşı bugün hala çeşitli küçük dükkanların yer aldığı bir ticaret merkezi olarak kullanılıyor.


Selimiye Arastası

Mimar Davut Ağa’nın el emeği, göz nuru Selimiye Arastası, Selimiye Camii’ne finansal gelir sağlaması amacıyla yapıldığı söyleniyor.

İçinde 124 dükkânın bulunduğu Selimiye Arastası’nda bir de dua kubbesi bulunuyor. Bu çarşısının esnaflarının dürüstlük adına burada ant içtiği iddia ediliyor.



Edirne'de Ne Yenir?

Edirne dendiğinde belki de ilk akla gelen yiyecek meşhur Edirne tava ciğeridir. Bunun dışında yine Edirne’de bir başka güzel yapılan triliçe, hafif ve sütlü tatlı seven bünyeler için oldukça ideal bir tercih.

Meşhur bademli kurabiye, yine Edirne’nin olmazsa olmazlarından. Bunların dışında et ile meyveyi bir araya getiren mutancana ve patlıcanlı mamzana Edirne’de tadına mutlaka bakılması gereken lezzetlerden sadece birkaçı.

Ünü tüm Türkiye’ye yayılmış olan kadınbudu köfte, Elbasan Tava, Soğanlı Tavuk Yahni, Zirva, Ciğer Sarma, Kabak Kalyesi Ispanak Mücveri, Kandilli Mantı, Zerde, Cevizli Oturtma gibi Osmanlı ve Hıristiyan geleneğinin kuşaklar boyunca oluşturmuş olduğu mutfağın en güzel örnekleri.

11 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör