Hatay'da Gezilecek Yerler

Musa Ağacı


Rivayete göre, Samandağ Sahili'nde buluşan Hz. Hızır ile Hz. Musa birlikte dağa çıkarlar. Bu ağacın bulunduğu noktaya geldiklerinde Hz. Musa elindeki asayı toprağa saplar ve eğilip su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında ab-ı hayat suyundan can bulan fidanın binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır. Ağacın gövde çapı 7,5 metre, çevresi 21 metre, yüksekliği ise 7 metredir. Ağacın dalları yaklaşık 1000 metrekarelik alanı kaplamaktadır. Ağaç, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından koruma altına alınmıştır. Hatay’ın Samandağ İlçesi'nde, Hz. Musa’nın toprağa diktiği asasının ölümsüzlük suyu sayesinde yeşermesiyle büyüdüğüne ve 3 bin yıllık geçmişinin olduğuna inanılan Hıdırbey Musa Ağacı doğal güzelliği ve heybetiyle ülkenin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.


Eski Antakya Evleri

Antik kentin tüm karakteristik özelliklerini yansıtan Antakya evleri, bölgeye özgü sarımtırak beyaz kalker taşı ile kerpiçten yapılır. Yüksek taş duvarlı, içerisindeki avlu etrafında odaların sıralandığı genellikle tek katlı veya iki katlı mimarisi ile Antakya evleri halkın yaşayış biçimini, gelenek ve göreneklerini yansıtmaktadır.

Ev sahiplerinin maddi durumuna göre ufak tefek ayrıntılar sergilemeleri dışında evlerin tümünde aynı plan düzeni görülmektedir. Eski Antakya evlerinin yer aldığı antik kent sokakları birbirlerini dik olarak kestikleri için kendilerine özgü bir karmaşık düzen oluştururlar. Genellikle dar ve ortasından su kanallarının geçtiği taş döşeli bu sokaklar aynı zamanda rüzgarları kesmeyi ve su baskınlarını önlemeyi amaçlamaktadır. Sokaklarda “zokmak” denilen çıkmazlara da yer yer rastlanmaktadır.


İskenderun Körfezi

Hatay ve Adana şehirlerinin arasında bulunan en doğu nokta olan İskenderun Körfezi, kara ve deniz ulaşımlarının oldukça iyi düzeyde geliştiği bu yerde ticaretin önemi de büyüktür. İsmini bulunduğu İskenderun ilçesinde alan liman ise, Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki en en büyük üçüncü liman olma niteliğini taşımaktadır. Geçmiş dönemlerde Ortadoğu’da yaşanılan bunalımlar sebebiyle Beyrut eski önemini bir hayli yitirmiştir. Bu durumun neticesinde hem İskenderun Körfezi hem de çevresi epeyce değer kazanmıştır.


Affan Kahvesi

İnci(Affan) Kıraathanesi, 1911 yılında Fuat Sahilli tarafından yaptırılan ve 1913 yılında yapımı bitirilen iki katlı taş binanın alt katındadır. Yapımında Fransız mimarlar ve Halep'ten gelen taş ustaların emeği olan kahve olduğu gibi taş yapıt olarak tasarlanmış ve ortada 2 ana sütunla ayakta tutulmuştur. Kahvenin inşa çalışmaları sırasında Roma Dönemi’nden kalma içi su dolu kuyular bulunmuştur. Kurtuluş Caddesi üzerinde Affan Mahallesi'nde olduğundan Affan Kahvesi de denmektedir.

Kahve, kuruluşundan bu yana Sahilli Ailesi dört kuşakta (Fuat Sahilli , Celal Sahilli, Züheyr ve Mahir Sahilli, Onur ve Numan Sahilli) işletilmektedir. Kahvenin içindeki kalabalık arasından, son derece sessiz ve huzur verici bir mekân olan botanik bahçesine girdiğinizde sizi avlu içinde havuz ve su şarıltıları karşılar. Asma dallarının gökyüzünü kapattığı, sarmaşıkların duvarları tamamen kapladığı, havuzunda suların şarıldadığı bu şirin bahçe, şehrin gürültüsünden ve kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için huzur veren bir mekândır. Sarmaşıkların ulaşmadığı diğer duvarında ise eski Antakya fotoğrafları sergilenmektedir. Neredeyse her Antakyalının tanıdığı Aftan Kahvesi'ni özel kılan şeylerden biri de inşa edildiği tarihten bu yana güzelliğini korumasıdır. Tarihi bir mekan olması dolayısıyla zaman zaman film ve klip çekimlerinde (Emre AYDIN- GİT)  sahne olarak da kullanılan mekan, bir dönem çok popüler olan ASİ ve KASABA dizilerinin vazgeçilmez çekim merkezi olmuştur. Affan kelimesinin anlamını Arapça bir sözcük olup ‘’yiğit’’ anlamındadır. Eski dönemlerde güvenlik birimlerinin zayıf olduğu zamanlarda mahalleyi koruyan yiğit ve sevilen kabadayıların bu mahallede yaşamasından dolayı Affan ismi bu mahalleye verilmiştir. Affan isminin kaç yıllık bir lakap olduğu bilinmemektedir.


Erzin Başlamış Kaplıcaları

Hatay’ın Erzin ilçesine bağlı Başlamış Köyü’ndeki bu kaplıca ve içmeler yaz dönemlerinde şehirdeki turizmi hareketlendirmektedir. İlçe merkeze 3 kilometre mesafede yer alan bu kaplıcalar Amanos Dağı’nın yamaçlarında sıcak suyu içerisinde yer alan sülfat, bikarbonat, magnezyum ve karbondioksit bulunuyor olup idrar yolları, metabolizma ve sindirim sistemine iyi geldiği bilinen bilgiler arasındadır. Kaplıcalara gelmek istiyorsanız burada belediyeye ait olan ve kapasitesi 150 yataklı olan  motellerde konaklayabilirsiniz.


Antakya Mozaik Müzesi

Mitolojik izlerini üzerinde  bugün bile taşımaya devam eden eserler, ihtişamlı yıllarından günümüze kadar ulaşarak Antakya Mozaik Müzesi’nde yerini almıştır. Müzede sergilenen mozaiklerin gerek sayısı gerekse kalitesi yönünden dünyanın en zengin ikinci mozaik müzesi olarak nitelendirilmektedir. Mozaiklerin üzerilerine işlenen mitolojik simgeler, 1932 senesinde yapılmış olan kazıların sonucunda tekrardan gün yüzüne çıkarılmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinin izlerini görebilececeğimiz hamamlar, evler ve kiliselerin mozaikleri Samandağı, Antakya ve Harbiye’de varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler. Bunların yanı sıra heykellerde bulunuyor olup Güneş Tanrısı Apollon’un görkemli heykeli bunlar arasında en önemlisidir. Olimpos Tanrıları hakkında detaylı bilgiyi bu mozaiklere işlenen mitolojik konulardan edinerek ufkunuzu ve bilginizi genişletebilirsiniz.


İskenderun Deniz Müzesi

Türkiye'nin 3. Deniz Müzesi konumundaki müze, İskenderun ilçesinin ilk ve tek müzesidir. Denizcilik alanında faaliyet gösteren müzenin içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından da yeterli seviyede olup ziyaretçilerini beklemektedir.

Yılbaşı, dini bayramların ilk günü ve Pazartesi günleri kapalı olup; hafta içi 09:00  - 17:00, hafta sonu 10:00-18:00 saatleri arasında müzemizi ziyaret edebilirsiniz.

Müze'nin girişi yetişkin için 7 TL olup iğrenci için ÜCRETSİZdir.


Antakya Aromatik Bitkiler Müzesi

Tarihi ve kültürel zenginliği yanında hoşgörü kenti Hatay doğal güzellikleriyle de önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde bulunan yaklaşık 10000 bitki türünün 3300 kadarı endemik, Hatay da ise 2000 den fazla tespit edilen bitki türünden 300 kadarı endemik bitkiden oluşuyor. Buna göre ülkemizde yetişen endemik bitkilerin %10 u Hatay’da yetişmektedir. Bu bölgede 2000'den fazla tespit edilen bitki türlerinden birçoğunun tıbbi ve aromatik bitki olduğu saptanmıştır. Hatay ‘da tespit edilen bazı tıbbi ve aromatik bitkileri tanıtmak amacıyla 2012 yılında restorasyonun tamamlanması sonucu ziyarete açılan Türkiye’nin ilk Tıbbi ve Aromatik bitkiler müzesine ev sahipliği yapan yapı 19. yy da inşa edilen 2 katlı eski bir Antakya Evi. Yani bu mekanda tarihi ve doğal güzellikleri iç içe görmeniz mümkün. 280 tane tıbbi ve aromatik bitki müzede halkın ilgisine sunuluyor. Cam kavanozda ve el örgüsü sepetlerde kullanıma hazır nihai hallerinin sergilendiği tıbbi ve aromatik bitkilere adaçayı, civanperçemi, tilki üzümü, oğulotu, fesleğen, defne, kantaron, karabaş otu, hartlap, çakşır kökü, meyan kökü, taş nanesi, böğürtlen kökü, erguvan yaprağı, pelin otu, hatmi gülü, ebegümeci ve ölmez çiçeği gibi örnekler verilebilir. Bitki örneklerinin yanı sıra büyük ebatta fotoğraflarının, botanik bilgilerinin ve ne için kullanıldıklarının mevcut olduğu müzenin kısımlarını da gezebilir ; alt katta bulunan girildiğinde çok hoş bir kokuyla sizleri karşılayan hülasa odalarında ise bitkilerin yağlarını görüp ne için kullanıldıkları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Antakya Cam Müzesi

Tarih kitapları, camın tesadüfler sonucunda ilk olarak Akdeniz bölgesinde Antakya’da ve güneyindeki Kuzey Suriye, Beyrut, Sayda sahillerinde bulunduğunu anlatırlar. Yaklaşık 5000 yıl önce bulunan bu parıltı madde insan eliyle pek çok şekle girmiştir. Binlerce yıldan beri Antakya ve civarında imal edilen camlar Anadolu’nun pek çok yerine ve diğer ülkelere gönderilmiştir. Antakya ve çevresinde sıvı ve kuru gıda saklamak amacıyla kullanılan çeşitli formdaki kavanozlar (Katremisler) şişeler damacanalar (elfiler) marteban, yoğurt kapları, cam tabaklar vs. eski camların eritilmesiyle tekrar şekillendirerek elde edilirdi. Kırılan eski cam kaplar ve pencere camları cam ustaları tarafından tekrar, tekrar şişe ve kavanoz haline getirilirdi.

1940 yılına kadar bu işleri daha çok gezgin atölyeler yapar imiş. Gezgin cam ustaları Antakya’nın uygun yerlerine kurdukları atölye ve cam ocaklarında Antakya ve civar köylerden topladıkları kırık camları eriterek yeni cam objeler imal etmiş olurlardı. 1940 ve sonrasında cam üretimi Antakya için önemli bir sanayi kolu haline gelmiş ve yeni, yeni işletmeler kurularak bu çevreci üretim birçok aileye geçim kaynağı oluşturmuştur. Burada üretilen yeşil camlar Türkiye’nin pek çok yerine ulaşmış ve pek çok evin mutfağında, kilerinde yer bulmuştur. Antakya’da ilk sabit cam atölyesi 1940’lı yıllarda Asaf ASFUROĞLU tarafından kurulmuştur. Binlerce yıllık Antakya cam geleneği son fabrikanın da kapanmasıyla birlikte son bulmuştur ve tekrar üretilme ihtimali olmadığından müzelik hale gelen yeşil Antakya cam örnekleri 140 yıllık tarihi Antakya evinde “Antakya Camları Müzesi”nde sergilenmektedir. Bu geleneği devam ettirmeye çalışan Şadi ASFUROĞLU antik cam evinde kurduğu üfleme ve rölyef cam Roma, Bizans, Fenike döneminde yapılmış ve Arkeoloji müzelerinde mevcut olan gözyaşı şişesi, koku şişeleri ve ilaç, zehir saklama kapları, sıvı saklama kapları, cam bilezik ve yüzükleri ile cam sikkelerin röprodüksiyonlarını yapmaktadır.


Samandağ Sahili

Dünyanın en uzun 15 kumsalı listesinde iki de Türk plajı var. Birincisi 14 kilometre uzunluğunda olan Hatay’daki Samandağ Plajı, ikincisi ise 12 kilometre ile Antalya’da bulunan Patara Plajı. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Samandağ ilçesindeki bu sahilimiz 14 km boyu ile Türkiye’nin en uzun  sahilidir. Samandağ Çevlik’teki bu kumsalımız dünyanın en uzun onuncu kumsalı olarak kabul ediliyor. Göz alabildiğince uzanan geniş kumsalı olan kıyı boıyunca halka açık plaj olarak hizmet vermektedir.  Dünya’nın en uzun sahillerinden biri olan bu sahil aynı zamanda nesli tehlikede olan Chelonia Mydas ve Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının dünyadaki sayılı yumurtlama-üreme alanlarından biridir. 14 kilometreyi bulan uzunluğu ile Türkiye’de birinci sırada yer alan  Çevlik köyü yakınlarında bulunan kumsalda deniz belli mevsimlerde dalgalı. Ama sonbaharda sütliman olur. Roma devrinde yapılan Titüs Tüneli de plajın yakınlarında yer alıyor. 7 metre yüksekliğinde ve 130 metre uzunluğunda olan bu tünel dağlardan inen suyun limanı etkilememesi için açılmış. Çevlik’e gitmişken insan eliyle yapılan ilk uzun tünel olarak kabul edilen bu Titus Tüneli, bölgeye gelen konukların uğrak yeri oluyor.


Karaağaç Plajı

Hatay'ın İskenderun ilçesinde, Karaağaç Mahallesi'nde yer alan Karaağaç Plajı, İskenderun'a en yakın konumda bulunan plajlardan biri olma özelliği taşıyor. Hatay'da denize girilen yerlerin başında gelen Karaağaç Plajı, sıcacık bir suya ve yumuşacık kumlara sahip. Kasım ayına kadar rahatlıkla denize girilebilen Karaağaç Plajı, çocuklu aileler için de son derece ideal. Doğal dalga kıranlara sahip olmasından dolayı da Karaağaç Plajı'nda pek fazla dalga olmadığını da söyleyebiliriz. Karaağaç Plajı kenarında, çok sayıda piknik alanı, kamp alanı ve restoran da yer alıyor.


Burnaz Plajı

Burnaz Plajı sahilimiz 6 km. uzunluğunda ve 1 km. genişliğinde eşine az rastlanır bir kumsal alana sahiptir. Bu bölge portakal, mandalina, greyfurt, limon gibi narenciyesiyle ünlü bir yerdir. Bu bölgede resmi makamlardan izin alarak kamp kurmanız mümkündür.


Uzun Çarşı Caddesi

Cami, kilise ve havra üçlüsünün arasında kalan önemli bir hoşgörü merkezi olan Uzun Çarşı Caddesi’nin tarihi en az kent kadar eski olup geleneksel el işçiliğinden yemeklere giyimden teneke işçiliğine kadar her mesleğin icrasına burada rastlayabilirsiniz. Atatürk Heykeli’nin yer aldığı Belediye Meydanı’na kadar devam eden ediyor olup bağlandığı sokakla bir uyum oluşturmaktadır. Her bir sokak ayrı bir meslek grubuna ayrılmış durumda. Belirli iş kolları, farklı inanç ve kökenden gelen Antakyalılar tarafından sürdürülmeye devam etmektedir. Osmanlı Dönemi’nden lonca örgütlenmesini anımsatan bu iş bölümü ile gelen misafirler kunduracılar çarşısından çıkıp el işi çarşısına yönelebilir. Oradan tüccarlar çarşısına ve dokumacılar çarşısına geçebilirsiniz.


Asi Nehri

Asi Nehri Lübnan'daki Bekaa Vadisi'nin doğu kısmından doğar ve Türkiye Hatay ilinden Akdeniz'e dökülür. Asi Nehri'nin toplam uzunluğu 556 km olup, 366 km Suriye'de, 98 km Türkiye'de, 40 km Lübnan'dadır. 52 km'si Türkiye-Suriye sınırını oluşturur. Antakya ile Akdeniz'e doğal su yolu bağlanmış olan Asi Nehri'nin ortalama su debisi 30 m³/sn dir. Kış mevsimi ile ilkbaharda taşkınlar nedeniyle pek çok su baskını yaşanmıştır. Orontes olarak da adlandırılan Asi Nehri Lübnan'da Baalbek yakınında El-Bika kısmından dağlardan inen sellerin birleşmesiyle doğar sonra Suriye'ye girer. Humus yöresindeki bazaltı lav akıntıları etkisiyle yolunu saparak Hama kireçtaşı platolarına yönelir ve Gab sazlığına girer. Oradan çıktıktan sonra bir süre Suriye-Türkiye sınırında akar ve Hatay ilinden Akdeniz'e dökülür. Nehrin havzasını Büyük Rift Vadisinin parçası olan Ölüdeniz Fayı belirler. Asi Nehri'nin toplam uzunluğu 386 km olup, nehrin büyük bölümü Suriye toprakları içinde bulunmaktadır. Türkiye topraklarındaki uzunluğu 88 km'dir. Havzasının ülkelere dağılımı şöyledir: %7 Lübnan, %67 Suriye, %26 Türkiye. Suriye-Türkiye sınırının 52 km'si Asi Nehri tarafından oluşturulur. Asi Nehri'nin 1950 yılında taşıdığı su miktarı 3.399,3 milyon m³'tür. Bu suyun %50'si Suriye, %41'i Türkiye, %9'u Lübnan'dan kaynaklanır. Asi Nehri Lübnan'dan Suriye'ye, Oradan da Türkiye topraklarına aktığı için sınır aşan akarsu, Türkiye-Suriye sınırını oluşturduğu için sınır oluşturan akarsudur.


Yenişehir Gölü

Yenişehir Gölü, Reyhanlı'nın güneyinde Suriye sınırında yer alır. Köprüsüyle, sandallarıyla, çevresindeki okaliptüs, çınar ve selvi ağaçlarıyla bir şelale görünümünde inen sularıyla ilçemize kazandırılmış bir sayfiye yeridir. Yenişehir neredeyse 60 yıla yakın bir süredir, sade mimari özellikler taşıyan ve lokantalarıyla, çay bahçeleriyle, gölün alt kenarındaki tarihi değirmeni ve hala işlemekte olan su kanalıyla, göl üzerine kurulan asma köprüsüyle, kavurucu Hatay sıcaklarını unutturmaya talip, çöl ikliminin dikenli tellerle ayırdığı sınır ilçemizde adeta cennetten bir köşedir. Yenişehir Gölü Reyhanlı'nın Antakya girişinde yer almaktadır.


Belen Geçidi Tabiat Parkı

45 ha. büyüklüğündeki Belen Geçidi Tabiat Parkı 09.04.2014 yılında tescil edilmiştir. Belen İlçesine 5 km, İskenderun İlçesine 15 km, Antakya İl Merkezine ise 50 km mesafededir. Belen Geçidi kuş göç yolları ve süzülerek uçan göçmen kuşlar açısından Türkiye’nin ve Dünyanın sayılı darboğazlarından birisidir. Alan 740 m rakımlı Belen Geçidi içerisinde kalması nedeniyle kuş gözlemi ve manzara açısından çok uygun bir tabiat parçasıdır. Her sene sonbahar aylarında güneye kışlama bölgelerine göç eden, ilkbahar aylarında ise kuzeye üreme bölgelerine gitmek için binlerce kuş Belen Geçidi üzerinden geçiyor. Belen Geçidi Tabiat Parkı sahip olduğu bu özelliği nedeniyle “Kuş Gözlem Temalı Tabiat Parkı” olarak nitelendirilmekte olup, ülkemizdeki ilk örneğini teşkil eder. Park; çocuk ve gençlerde doğada gözlem ve inceleme yapabilme bilgi ve becerisi noktasında kendilerini geliştirebileceği, doğayı yakından tanıyan, doğaya saygı duyma ve koruma hususundaki sorumluluğunun bilincinde olan bireylerin yetiştirilmesini ve parkın doğal, kültürel, görsel kaynak değerlerinin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasında büyük rol oynayıcı.


Batıayaz Yaylası

Teknepınar (Batıayaz), Musa Dağı'nın eteklerinde kurulmuş, Samandağ ilçesine bağlı bir köydür. Samandağı ilçesine 10, Antakya merkeze 20 km uzaklıktadır. Yaklaşık Nüfusu 2000 olmakla birlikte yaz aylarında daha kalabalıklaşır. Temiz havası, kaynak suları ve doğal güzelliklerinin yanısıra kültürel anlamda da zengin eserlere sahip bir yayla köyüdür. Eski bir Ermeni kilisesi, cami avlusunda 1000 yıllık bır çınar ağacı ve eski Ermeni yapıları bulunmaktadır. Çağlayan ve Karapınar mesire yerleri kayaların altından çıkan buz gibi sularıyla tanınmıştır.


Soğukoluk(Güzelyayla) Piknik Alanı

Belen İlçesi-Sarımazı Mahallesi yol ayrımından başlayarak, 8 km'lik asfalt bir yol ile yeşilliğin ve ormanın hakim olduğu virajlı bir güzergahtan çıkılabilmektedir. Belen ve İskenderun'dan minibüslerle ulaşım mümkündür. Güzelyayla'da yüzyıllardır yayla geleneği sürmektedir. Altyapı sorunları kısmen çözülmüş olan yaylanın denize yakın olması ilgiyi artırmaktadır. İskenderun Körfezi'nin seyir terası durumunda çam ağaçları ve kır çiçekleri içerisine kurulmuş, eski ve yeni tip yapıları ile gezilmeye ve görülmeye değer, adına türküler ve şiirler yazılan bir yayladır. Kamp kurmaya, pikniğe, orman içinde kısa geziler yapmaya elverişlidir. Yaylada konaklamak için pansiyon tipi evler, günlük yeme-içme üniteleri bulunmaktadır.


Harbiye Şelaleleri

Hatay’ın çağlayanlar bölgesi olan Harbiye, Antakya’ya 6 km uzaklıktadır. Vadinin güneyinden çıkan kaynaklar şelaleler oluşturduktan sonra Asi Nehri’ne kavuşur. Helenistik ve Roma dönemlerinde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri olarak kullanılan Daphne, zengin halk kesimi tarafından yapılan çok sayıda köşkleri, tapınakları ve eğlence yerleriyle ünlüydü. İmparator Gallus döneminde Daphne eski ihtişamını kaybetmeye başlamıştır. Arap istilasından sonra da bir daha parlak dönemlerine dönememiştir. Günümüzde antik dönemden ayakta herhangi bir yapı kalmamıştır. Antakya’da ilk su getirilmesi İmparator Galigula’nın yardımı ile gerçekleşir. Asıl suyolu inşaası M.S.81-96 yılları arasında Antakya’da ikamet eden İmparator Trajan devrinde olur. M.S. 115 yılında meydana gelen büyük depremden sonra imparator, şehirde evler, halk hamamları; Dafne de ise Diana tapınağını yaptırır ve tahrip olan Antakya şehir sularını tamir ettirir. Bu zaman içerisinde de Dafne’den Antakya’ya su getirir. Dafnede tarihteki isimleri Katsalia, Pallas ve Saramanna kaynaklarından Antakya’ya çoğu zaman doğal kayaları oyarak yerde (Dere yatakları ve kot farkı olan yerlerde) su kemerleri (Aquaduct) inşa ederek tamamlanır. İmparator Trajan’dan sonra imparator olan Hadrien (129- 131) suyollarının tamirini yaptı M.S. 525-526 yıllarında meydana gelen büyük deprem sonrası yolla Imparator Justinyen tarafından tamir ettirilir. Bu suyolları M.S. 12 asra kadar aktif halde fonksiyonunu devam ettirir.


Kapılı Değirmenli Şelale

Amanos Dağları'nın eteklerinde yer alan Kapılı Değirmenli Şelale, bulunduğu bölgenin yaşam koşullarının zor olması nedeniyle pek fazla bilinmemektedir.  Hatay ilinde yer alan şelale Amanos Dağları'nın önemli bir parçasıdır. Son zamanlarda turizme kazandırılmaya çalışan şelalenin çevresi de zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Kapılı Değirmenli Şelale, Dörtyol ilçesindeki Kapılı Köyü'nün sınırları içerisinde yer alıp, 15-20 metreden dökülmektedir. Köy, zor yaşam koşulları sebebiyle yıllar önce boşaltılmıştır.


Sarıseki Mağarası

Hatay il sınırları içerisinde bulunan Sarıseki Mağarası en güzel panoramik görüntüler elde edeceğiniz önemli bir noktadır. Denizden yüksekliği 1300 metre olup, mağara içinde çok fazla yarasanın yerleşim alanı olarak seçmesinden dolayı halk tarafından Kuşlar Mağarası olarak söylenmektedir. Günümüze kadar bilimsel bir çalışma yapılmayan mağara sarkıt ve dikitleriyle hoş oluşumu altında dikkat çekmeyi başarıyor.


Beşikli Mağarası

Hatay'ın Samandağ İlçesi Çevlik Örenyeri yakınında bulunan tünel İ.Ö.1’nci yüzyılda yapılmıştır. Dağlardan inerek yaşamı tehdit eden sel ve taşkınlardan korunmak amacıyla Roma İmparatoru Vespasian şehrin etrafını dolanacak, böylece akıntıların yönünü değiştirecek bir tünelin yapımını emretmiştir. İnşaat İ.S.69 yılında başlamış, İ.S.81 yılında halefi ve oğlu Titus tarafından bitirilmiştir.Tünel inşasında Roma lejyonları ve köleler çalışmıştır. Tümüyle dağ içine oyulan tünel bin 380 metre uzunluğunda, 7 metre yüksekliğinde ve 6 metre genişliğindedir. Tünelin deniz tarafındaki girişine göre sağ tarafta 100 metre kadar uzaklıkta bulunan Beşikli Mağara, kaya mezarlarının en geniş ve en ünlülerinden olup, içerisinde bölümler halinde on iki mezar vardır. Mezarlar birbirlerinden duvarlar ile ayrılmıştır. Bu taş mezarlar, taş sütunlar ve kemerlerin birbirine bağladığı bölümler halinde olup, yukarıdan aşağıya yine taş merdivenlerle inilmektedir. Kayaların oyulması ile meydana getirilen, yer yer kapıların açıldığı bölümlerdeki sütunlar, sütun başlıkları, kademeler ve üst örtüyü kısmen süsleyen motifler orijinallerine uygun biçimde yapılmıştır.




3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör