İstanbul'da Gezilecek, Tarihi ve Kültürel Yerler

En son güncellendiği tarih: 31 Tem 2020

1) Çamlıca Tepesi

İstanbul Boğazı’nın büyüleyici manzarası ile şehrin panoramik görüntüsüne tanıklık etmek isteyenlerin mutlaka gitmesi gereken yerler arasında, üst sıralarda bulunan Çamlıca Tepesi’ni hem İstanbul’da yaşayanlar hem de turist olarak gelenler ziyaret edebilirler.


Betondan, gürültü kirliliğinden ve şehir hayatından birazcık da olsa izole olmayı başarmış Çamlıca Tepesi, bir seyir terası görevi de görüyor



Eşsiz boğaz manzarası eşliğinde yemeğinizi yiyip içeceğinizi içebileceğiniz restoranlar ve kafeler bulunuyor.


Ayrıca, düğün fotoğrafları için de son derece ideal bir alan.


Küçük Çamlıca Tepesi ve Büyük Çamlıca Tepesi olarak ikiye ayrılan Çamlıca Tepesi’nden küçük olanı, denizden 229 metre yüksekte konumlanıyor.


Küçük Çamlıca Korusu, Sofa, Cihannüma ve Topkapı Köşkleri bölgeyi ziyaret eden kişilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor. Üstelin, Beltur firması tarafından işletilen mekanda Osmanlı ve Türk mutfağından lezzetleri deneyebilirsiniz. Küçük Çamlıca Tepesi’nde ayrıca İstanbul’un birçok yerinden görülebilen bir TV kulesi bulunuyor.

Denizden 262 metre yüksekte konumlanan ve üzerinde Nurbaba Tekkesi, restoranlar, kafeler ve sosyal tesisler bulunan Büyük Çamlıca Tepesi, Küçük Çamlıca Tepesi’ne göre daha çok ilgi görüyor.


İki tepede de kahvaltı veya akşam yemeği yapabileceğiniz, çayınızı kahvenizi içebileceğiniz mekanlar hizmet veriyor. Bu mekanlarda kişi başı ortalama fiyatlar 20 – 30 TL arasında değişiyor.


Giriş ücretinin bulunmadığı Çamlıca Tepesi, Ümraniye ile Üsküdar‘ın arasında bir noktada konumlanıyor.


Bölgeye gitmek için ilk olarak Üsküdar’a gelmeniz, daha sonra da buradan hareket eden 11A, 11D, 11E, 11F, 11G, 11K, 11L, 11P, 11ST, 11V, 11Y, 11ÜS, 320, 9A, 9Ç, 9ÜD veya 9Ş otobüslerinden herhangi biriyle Turistik Çamlıca Tesisleri Durağı’na çıkmanız gerekiyor.

Avrupa yakasından geleceklerse Taksim’e gidip, buradan kalkan 129T numaralı otobüse binebilirler.


2)Pierre Loti Tepesi

Haliç manzarasının dayanılmaz güzelliğini ayaklar altına seren Pierre Loti tepesi adını, sık sık bu tepede konumlanan bir kıraathanede zaman geçiren Fransız yazar Julien Viaud‘tan almış. Viaud’un takma adı Pierre Loti‘ymiş. Zaman içerisinde tepenin adının değişmesi talep edilse de, bu istek reddedilir.


Tepe, manzarasının yanı sıra aynı adı taşıyan tesisleriyle ve verilen kaliteli hizmetle pek çok kişinin uğrak noktası olmuş. Pierre Loti tepesinde konumlanan tesislerde kahvaltı, konaklama, yemek, nargile, sahur, iftar, çay, kahve gibi hizmetlerden yararlanabilirsiniz.


Ancak çoğu insan, Pierre Loti’de kahvaltı yapmayı düşler. Tepede yer alan mekanda kahvaltı yapmanın bedeli kişi başı 20 ile 40 TL arasında değişiyor. Eğer sahurunuzu burada yapmak isterseniz 37 TL ödemeniz gerekiyor. Ayrıca çay 3 TL, Türk kahvesi 6 TL’den hesaplanıyor.


Eyüp semtinde, Haliç’in kenarında konumlanan Pierre Loti Tepsi’ne gitmenin en güzel yolu hiç şüphesiz ki teleferik. Eyüp merkezden teleferikle Pierre Loti Tepsi’ne çıkabilirsiniz.


Metrobüsle gitmek isteyenler Ayvansaray Durağı‘nda inip Eyüp’e kadar yürüyebilirler veya Gaziosmanpaşa Pazar İçi minibüslerini kullanabilir.

Anadolu yakasından gelecekler ise Üsküdar – Eyüp arası düzenlenen vapur seferlerini kullanabilirler.

Pierre Loti Tepesi’nden geçen otobüs hatları ise; 36CE, 37M, 39, 399B, 399C, 39B, 39D, 39O, 39Y, 39Ç, 41Y, 44B, 48A, 48E, 86V, 94Y, 99, 99Y, R3 ve TB1.


3)Haydarpaşa Garı

1906 senesinde II. Abdülhamit tarafından inşasına başlanan Haydarpaşa Garı, Anadolu Bağdat adında Alman bir şirket tarafından 1908‘de tamamlanmış.


III. Selim’in paşalarından bir tanesi olan Haydar Paşa’nın ismi verilen garda, Anadolu’dan gelen veya Anadolu’ya gidecek olan vagonların içinde bulunan eşyaları yükleme ve boşaltma işlemleri için tesisler yer alıyordu.


Haydarpaşa Garı’nın yapılmasının amacı ise İstanbul – Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak düşünülmesiydi.

Helmuth Cuno ile Otto Ritter tarafından çizilen proje, İtalyan ve Alman taş ustaları tarafından hayata geçirilmiş.

1917’de yaşanan büyük yangın sonucu garın büyük bir bölümü hasar görmüş. Daha sonra restore edilse de, 1979 senesinde Haydarpaşa açıklarında tankerle gemi çarpışmış. Çarpışmanın etkisiyle ortaya çıkan sıcak hava, kurşun vitrayların zarar görmesine sebep olmuş.


Son olarak 2010 yılında, Haydarpaşa Garı’nın çatı katında yangın çıktı, garın çatısı çöktü ve 4. kat kullanılamaz hale geldi. 2013’e kadar şehir içi ulaşımda banliyö hat seferleri düzenleniyordu fakat, yangın sonrası restorasyon çalışmaları kapsamında tren seferleri durduruldu.

Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile Ulaşım Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, garın iki sene içerisinde açılacağını söyleseler de, yenileme çalışmaları halen devam ediyor.


Ayrıca, Haydarpaşa Garı müze statüsünde bulunmadığı için, kişilerin alanı ziyaret etmesi gibi bir durum söz konusu değil. Fakat yaz aylarında Haydarpaşa Kitap Fuarı düzenleniyor.


Oldukça merkezi bir noktada bulunmasından dolayı Haydarpaşa Garı’na otobüs, minibüs, metro ve vapurla ulaşabilirsiniz.



4) Florya Atatürk Deniz Köşkü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Florya Atatürk Deniz Köşkü, Osmanlı zamanında Mustafa Kemal Atatürk’e hediye edilir. Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı Atatürk de bölgeye son derece ilgi duymasından ötürü köşkü sık sık ziyaret ederdi.


Denize yerleştirilen kazıkların üzerine inşa edilen köşk, karadan 70 metre uzakta konumlanıyor.


Günümüzde Florya Atatürk Ormanı olarak adlandırılan köşkün içerisinde yatak odaları, kütüphane, banyo ve kabul salonu yer alıyor.

1935 senesinde Mimar Seyfi Arıkan tarafından yapılan yapı, günümüzde halka açık bir park olarak kullanılmaya başlanmış ve kısa süre içerisinde yoğun ilgi görmüş.

Florya Atatürk Deniz Köşkü’nün hemen yanından, kaliteli hizmet veren birden fazla restoran bulunuyor. Bu restoranlarda yemeğinizi yiyerek manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Köşkün bulunduğu alan günümüzde halka açık park olarak kullanılıyor.


Köşke yapılacak girişler için tam bilet 2.5 TL, indirimli bilet ise 1 TL. Saat 09:00 ile 17:00 arasında ziyaret edebilirsiniz.


Bakırköy ilçesine bağlı olan Florya’da konumlanan köşke gitmek için belediye otobüslerini kullanabileceğiniz gibi, banliyö trenini de tercih edebilirsiniz.


5) Laleli Taşhan

Çoğu kaynakta “Çukurçeşme” ve “Katırcıoğlu” isimleriyle yer alan Taşhan, 1763 senesinde inşa edilmiş.


Yapı, sipahilerin güvenli şekilde barınabilmeleri adına III. Mustafa tarafından yaptırılmış. Bu nedenle, bazı kaynaklarda ”Sipahiler Hanı” olarak da geçiyor. İki kat ve üç avludan oluşan han, mimarisiyle farklı bir kimlik kazanıyor.


Yapının en önemli özelliklerinden bir tanesi de kesme taş kullanılarak yapılmış olması. Ön cephesi tamamen kesme taştan yapılan Laleli Taşhan’ın inşa edildiği zamanı göz önüne alırsak, inşa edildiği dönemde kesme taş kullanılarak yapılan ender mimariler arasında bulunuyor.


Zaman içerisinde zarar gören ve bazı bölümleri yıkılan yapının yine de günümüze kadar ulaşmayı başarmış olmasını uzmanlar, yapının kesme taştan inşa edilmesine bağlıyor.


Laleli Camii’nin hemen yanında bulunan han, günümüzde çarşı olarak hizmet veriyor ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.


Herhangi bir ücret ödemeden Lalehi Taşhan’a girebilir, içerisinde bulunan dükkanlardan alışveriş yapabilirsiniz.


Ayrıca, yapının içerisinde çok sayıda kafe hizmet veriyor. Tarihin tam orta yerine oturup, çayınızı kahvenizi keyifle içebilirsiniz.


Lalehi Taşhan’ın çok sayıda isimle anıldığı söylemiştik. Bugünlerde ise hanın girişinde yer alan tabelada ”Historical Old Bazaar” yazıyor.


Laleli semtinde, Laleli Camii’nin yanı başında konumlanan Lalehi Taşhan’a gitmek için kullanabileceğiniz pek çok toplu ulaşım aracı bulunuyor.


6) Miniatürk

Türkiye’nin en başarılı mimarilerinin minyatür ölçeklerde tasarlanmış hallerinin ziyaretçilere sunulduğu Miniatürk, 60 bin metrekarelik alan üzerinde kurulmuş olup, içerisinde havuz, küçük alışveriş merkezleri, amfi tiyatro, otopark ve oyun alanları gibi pek çok aktivite sahası hizmet veriyor.

Yılın 365 günü kapılarını ziyaretçilere açan Miniatürk Açık Hava Müzesi’nin bir de 500 araçlık otoparkı bulunuyor.

İçerisinde Türkiye’nin en ünlü mimari yapılarının minyatürleri yer alıyor. Üstelik, bu yapılar, 9 farklı dilde sesli rehber hizmetiyle ziyaretçilere tanıtılıyor.

Aslında Miniatürk, ufak bir Türkiye turu yapmanıza olanak tanıyor. Siz de 100’den fazla eserin bulunduğu parkta, Miniatürk ekspress ile ufak bir gezintiye çıkabilirsiniz.


Bayramlar ve hafta sonu da dahil olmak üzere yılın her günü hizmet veren Miniatürk’ü saat 09:00 ile 18:00 arasında ziyaret edebilirsiniz.


MüzeKart’ın geçerli olmadığı alana girmek için ödemeniz gereken ücret; tam bilet 10 TL, öğrenci bileti 5 TL, öğretmen veya askeri personel bileti 3 TL, yabancı uyruklu kişiler için bilet ise 15 TL.


Haliç Sütlüce’de, İmrahor Caddesi’nde konumlanan Miniatürk’e giden birçok ulaşım aracı bulunuyor. Bunlar arasından belediye otobüsü ile Taksim’den 54HT, Topkapı’dan 41ST, Mecidiyeköy’den 54HŞ, Eminönü’nden 47, 47E ve 47Ç numaralı otobüslerle seyahat edebilirsiniz.

Buna ek olarak, metrobüsle Halıcıoğlu Durağı’na gelebilir, buradan da 41ST numaralı otobüs veya Topkapı – Seyrantepe minibüsleriyle Miniatürk’e ulaşabilirsiniz.

Deniz yolu ile alana ulaşmak isteyenlerse Dentur firmasının düzenlediği Uğramalı Haliç Turları’na katılarak Miniatürk’e gelebilirler.



7) Galata Köprüsü

Sultan Abdülmecit tarafından Haliç üzerine inşa ettirilen Galata Köprüsü, Eminönü ile Haliç’i birbirine bağlıyor.

Yapımıyla birlikte 18 sene kullanılan köprü, Sultan Abdülaziz tarafından genişletilmiş ve daha gösterişli hale getirilmiş.

490 metre uzunluğundaki köprü, Karaköy’den Sultanahmet Camii’ne geçiş olarak da kullanılıyor. Ayrıca Türkiye’nin en çok ziyaret edilen yerlerinden bir tanesi olarak biliniyor.

Üzerinde, artık bir gelenek haline gelmiş ve pek çok fotoğrafa konu olmuş balıkçıları görebilirsiniz. Eğer balık tutma alışkanlığınız varsa, oltanızı Haliç’e doğru sallayabilirsiniz.

Galata Köprüsü’nün hemen altında ise birçok restoran bulunuyor. Bu restoranlarda denize karşı kahvaltınızı yapabileceğiniz gibi taze tutulmuş balıkların keyfini sürebilirsiniz. Özellikle akşam saatlerinde, Galata Köprüsü altında, Haliç karşınızda, balığınız önünüzde sevdikleriniz de yanınızda oldu mu, sizden mutlusu olmayacaktır.


Galata Köprüsü’ne ulaşmak için kullanabileceğiniz pek çok ulaşım aracı bulunuyor. Avrupa yakasında kalanlar için otobüs, minibüs, metro ve füniküler alternatifleri bulunurken, Anadolu yakasında oturanlar Kadıköy’den vapura binerek Galata Köprüsü’ne ulaşabilirler.


8) Anadolu Kavağı

İstanbul’un Beykoz ilçesinde konumlanan bir mahalle olan Anadolu Kavağı’nın en büyük özelliği tarihi misyonuyla birlikte turistik bir balıkçı kasabası olmasıdır.

Doğu Roma döneminden kalma Yoros Kalesi, turizm açısından önemli bir değere sahip. Boğaz manzarası eşliğinde kahvaltı yapmak veya taze taze tutulan balıkları afiyetle mideye indirmek isteyenlerin uğrak noktası olan bölgenin manzarası, görenleri İstanbul’a yeniden aşık edecek cinsten.


Kahvaltı ya da deniz ürünleri için size önerebileceğiniz yegane mekanların başında Çam Vadisi Kafe geliyor. Hem manzarası hem de aşçılarının marifetli elleriyle gününüz bin kat daha güzelleşecek.


Ayrıca, Yoros Kalesi’ne çıkarken pek çok kafe ve restoranın bulunduğu yol üzerinde Yoros Cafe’yi ziyaret edebilir, boğaz manzarası eşliğinde çayınızı yudumlayarak kahvaltınızı yapabilirsiniz.


Anadolu Kavağı’na gitmek için Üsküdar’dan hareket eden Çavuşbaşı – Üsküdar ya da Şenevler – Üsküdar otobüslerini kullanabilirsiniz.


Kavacık Dörtyol Kavşağı‘nda indikten sonra Kavacık Anadolu Kavağı otobüsüne binerek Anadolu Kavağı’na ulaşabilirsiniz.

Belediye otobüslerinin yanı sıra Sarıyer’den hareket eden şehir hatları motorlarını da kullanabilirsiniz.


9) Sultanahmet Meydanı

İstanbul’da heyecanlı turistlerin en çok sorduğu adreslerden biri; hiç şüphesiz Sultanahmet Meydanı.


İstanbul’da gezilecek yerler arasında ilk sırada bulunan buraya kadar gelip köfte yemeden dönmek de pek tercih edilmediği için; en iyisi bu güzel lokasyonu öğle molasına denk getirmek.


Meydan adını aynı isimdeki camiden alıyor. 1616 yılında yapımı tamamlanan tarihi Sultanahmet Camii dışında; Ayasofya Camii, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı gibi cazip lokasyonlar da meydanın yanı başında.


Sultanahmet Meydanı’na gelmişken; buradaki Dikilitaş’ı yakından incelemek ve arka fona alarak fotoğraf çekinmek de sözsüz bir gelenek.

Yine meydanda yer alan mimari eserler arasında Yılanlı Sütun ve Alman Çeşmesi de var.

Sultanahmet’in; özellikle de Ayasofya ile beraber düşünüldüğünde bir medeniyet beşiği olduğu söylenebilir.



10) Taksim Meydanı - İstiklal Caddesi

İstanbul’un en popüler meydanı olan Taksim hem kutlamalarda hem de toplumsal olaylarda ilk adres olarak ön plana çıkıyor.


Yıllar içinde bu meydan ve çevresinin çehresi çok kez değişse de buradaki dinamizm azalacak gibi değil. Önümüzdeki yıllarda da meydanın yeniden düzenlenmesi ve yeşillendirilmesi için ön çalışmalar yapılıyor.


Meydanın çevresinde her an seyyar satıcılara ve standlara denk gelebilir; burada yer alan Cumhuriyet Anıtı’nın hemen önünde turistik bir fotoğraf çektirebilirsiniz. Dairesel biçimdeki meydanın hemen ortasında yer alan anıtın tarihi 1925 yılına dayanıyor.


Taksim’e kadar gelenlerin bir sonraki değişmez durağı ise, meydanın devamında yer alan İstiklal Caddesi.


Beyoğlu’nun en renkli durağı, günün tek bir saatinde bile ışıkları sönmeyen İstiklal Caddesi olabilir.


Adına şarkılar bestelenen bu cadde; pasajlarla, yeme içme mekanlarıyla ve elbette mağazalarla dolu.


Yerli ve yabancı turistler İstiklal Caddesi’nde hediyelik alışverişi yaparken İstanbullular da buradan günlük ihtiyaçlarını karşılıyor.


İstiklal’e ulaşmanın en keyifli yolu Karaköy üzerinden Tünel’i kullanmak olabilir.

Suriye Pasajı, Yapı Kredi Kültür Merkezi, Galatasaray Lisesi, Rumeli Han ve eski Emek Sineması İstiklal Caddesi’nde mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.



11) Bağdat Caddesi

İstanbul’un Avrupa Yakası için İstiklal Caddesi neyse; Anadolu Yakası için de Bağdat Caddesi’nin o olduğunu söyleyebiliriz.


Tabii hatırı sayılır bir farkla: Kadıköy Belediyesi sınırları içinde yer alan bu cadde; sahip olduğu ünlü ve lüks markalar sayesinde daha çok Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Champs Elysées’e göz kırpıyor.


Yayalar için genişletilmiş ferah bir cadde olan Bağdat Caddesi, aynı zamanda tek yönlü bir trafiğe sahip.


Caddenin gündüzü olduğu kadar, geceleri de renkli. Bağdat Caddesi’nde uzun bir yaz gecesinde akşam yürüyüşü yapmak, ışıl ışıl bir fikir.


Cadde üzerinde hem kültür sanata hem de gece hayatına yönelik mekanlar mevcut.


12) Nişantaşı

Nişantaşı; İstanbul’un en güzel semtleri arasında ilk sıralarda. Avrupa Yakası’ndaki Şişli ilçesine bağlı olan semt, şehrin kalbinin attığı Beşiktaş ilçesine de oldukça yakın.


Özel günlerin arifesinde; buradaki moda merkezleri özellikle kadınlar tarafından büyük ilgi görüyor. Prada, Louis Vitton gibi dünyaca ünlü lüks markaların butiklerine Nişantaşı’nda rastlamak mümkün.


Nişantaşı’nda Abdi İpekçi Caddesi ve Atiye Sokak en popüler adresler olarak sayılabilir. Ayrıca buraya kadar gelmişken Maçka Demokrasi Parkı ve Teşvikiye Camii de mutlaka görülmeli. Demokrasi Parkı içerisindeki oyun alanları; özellikle çocuklu ailelere hitap edebilir.


13) Moda

Moda semtinin yerlileri, özellikle hafta sonu yaşanan yerli ve yabancı turist kalabalığından pek hoşlanmasa da İstanbul’da mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında kesinlikle Moda da var.


Kadıköy ilçesine bağlı semt; İstanbul’un modern yüzü. Burada hem kültür ve sanat aktivitelerine hem de gece hayatının canlı olduğu diğer mekanlara sıkça denk gelebilirsiniz.


Moda Sahili’nde yapılacak aktivitelerin başında dondurma yemek var. Buranın müdavimleri pek mevsim ayırt etmiyor.


Ayrıca Türk müziğinin unutulmaz sesi Barış Manço’ya ait ev şu anda müze olarak ziyarete açık.

Moda Parkı, Yoğurtçu Parkı ve özellikle Fenerbahçeliler için önem taşıyan Şükrü Saraçoğlu Stadı da diğer favori adresler.




14) Eminönü

Evlenecek, nişanlanacak olanların; özel bir güne ya da geceye hazırlık yapanların akın akın geldiği bir yer Eminönü. Buradaki hediyelik eşyaların ve özel gün malzemelerinin herhalde Türkiye’de eşi ve benzeri yok.


Eminönü’ne gelenler için Galata Köprüsü’nden İstanbul’u izlemek bir gelenek. Turun bir yerlerinde de mutlaka martılara simit atmak şart.


Kendi karnınızı doyurmak için; gezinin sonunda balık ekmekçileri ziyaret edebilirsiniz. Eminönü’nün tarihi sokaklarında; tarihi yüz yılı zorlayan çok sayıda restoran da var.


15) Kapalıçarşı

Dizi ve filmlere de sıkça konu olan Kapalıçarşı ya da turistlerin bildiği adıyla Grand Bazaar; İstanbul’da alışverişin parmakla gösterilen adresi. Aynı zamanda dünyanın da en büyük üstü kapalı çarşılarından biri olan yer; neredeyse 4 bin dükkana sahip.


Evliya Çelebi’nin de ünlü Seyahatnamesi’nde çarşıdan söz ettiği biliniyor.

Tarihi Kapalı Çarşı’da her tür esnaf var. Baharatlar, iç çamaşırları, aydınlatmalar, halılar, kilimler… Kısacası aklınıza ne gelirse buradan temin edebilirsiniz. Buradaki yabancı turist yoğunluğu nedeniyle kimi zaman fiyatlar da turistik karşılanabiliyor. Yine de bir İstanbul ziyaretini Kapalı Çarşı olmadan tamamlamak olur şey değil.


16) Mısır Çarşısı

İstanbul’da turist olup kaybolmak gibi hayaliniz varsa; bunu en güzel gerçekleştirebileceğiniz yerler arasında Mısır Çarşısı var.


Çarşının Mısır adıyla anılmasının sebebi; tarih boyunca ağırlıklı olarak Mısır’dan gelen ürünlerin burada satılması. Baharatlar, aromalı bitki çayları ve elbette hediyelik Türk lokumları çarşının en çok satan ürünleri arasında.


Eminönü’ndeki Çiçek Pazarı’nın yan tarafında yer alan çarşı, merkezi konumunun hakkını veriyor. Tramvay, vapur, deniz otobüsü ve otobüs gibi neredeyse tüm toplu taşıma araçlarından faydalanarak çarşıya rahatça ulaşım sağlayabilirsiniz.

Altı farklı kapısı bulunan çarşıda yaklaşık 90 kadar da dükkan mevcut.


17) Kız Kulesi


Kız Kulesi; romantik aşıklar için vazgeçilmez bir İstanbul durağı. Kuleyi ziyaret etmek kadar; şehrin denize nazır bir durağında manzarasını izlemek de keyif verici.


Boğazın ortasında kendinize bir ziyafet çekerken; evlilik yıldönümü, evlilik teklifi ya da doğum günü gibi özel bir günü de bu tarihe denk getirebilirsiniz.


İstanbul’un Üsküdar ilçesine bağlı kule, Salacak açıklarında yer alıyor. Tarihi milattan önceye dayandırılan bu efsanevi yapı; dilden dile aktarılan çok sayıda farklı hikayeye sahip.Hikayeleri yerinde dinlemek için Salacak’tan sık sık kalkan botlarla müze bölümünü ziyaret edebilirsiniz.


Akşam yemeği dışında; kulede kahvaltı etmek de mümkün.



18) Ahrida Sinagogu

Pek çok film ve dizi çekiminde arka planda yer alan Balat semtinde, İstanbul’un en eski sinagogu var. Dolayısıyla yolunuzu Ahrida Sinagogu’na düşürerek bir taşla iki kuş vurabilirsiniz.


1400’lü yıllara tarihlenen ve Bizans döneminde kurulan sinagog o günden bu yana ibadete açık tutulmaya devam ediyor.


17. yüzyılda restorasyondan geçen Ahrida; Yahudilerin İspanya’dan gelişini simgeleyen bir gemi pruvası da içeriyor. Burası aynı zamanda, Mesihlik iddiasında bulunan Sabetay Sevi’nin vaaz verdiği bir sinagog olarak da tarih sayfalarında yer almakta.


19) Belgrad Ormanı

İstanbul’da yaşamayanların bile adını mutlaka duyduğu bir yer olan Belgrad Ormanı; İstanbul gibi bir metropole adeta hava aldırıyor.


Belgrad Ormanı’ndaki yeşilliklerin içinde güne başlamak; sabah sporuna başlamayı düşünen İstanbulluların da ilk hareketlerinden biri.


Avrupa Yakası’nda yer alan Belgrad Ormanı oldukça geniş bir alana sahip. İstanbul Boğazı ve Karadeniz, ormanın doğal sınırlarını oluşturuyor.



Araçla ulaşmak isteyenlerin Maslak Sarıyer istikametine doğru yönelmeleri ve Bahçeköy tabelalarını takip etmeleri gerek.


Belgrad Ormanı İstanbul’un en iyi koşu ya da yürüyüş yerlerinden biri olsa da orman içerisinde pikniğe ayrılmış alanlar da mevcut.


20) Atatürk Arboretumu

1982 yılından bu yana, İstanbul gezilecek yerler listesinin en önemli üyelerinden biri de Atatürk Arboretumu.


Sahip olduğu ağaç ve odunsu bitki çeşitliliği ile bu mekan; özellikle de çocuklu aileler için bahar aylarında oldukça eğitici.


İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yer alan Atatürk Arboretumu; pazartesi günleri hariç olmak üzere yılın dört mevsimi gezilebilir.


1500’ü aşkın ağaç türünü ve üç farklı yapay gölü görebileceğiniz mekanda, araçla girişlerin kabul edilmediğini not almanız gerekiyor.


Buraya ayrıca yiyecek ve içecekle girmek de mümkün değil. Son olarak; kamera ve fotoğraf makinesinin de kabul edilmediğini hatırlatmış olalım.


21) Gülhane Parkı

Nazım Hikmet’in meşhur Ceviz Ağacı şiirindeki dizelerle anılan Gülhane Parkı; İstanbul’un nefes aldığı yerlerden biri. Yoğun bir gezi programının tam ortasında, buradaki bir ağacın altına yerleşip sakince geleni geçeni izlemek tarifsiz bir his. Çaysız dinlenemeyenler için; Gülhane çevresinde çay bahçeleri de mevcut.

Fatih ilçesinin Eminönü semti sınırlarına dahil olan Gülhane, 2003 yılındaki düzenlemelerin de etkisiyle Türkiye’nin en bakımlı parkları arasında.


22) Emirgan Korusu

İstanbul Lale Festivali demişken; bahsetmeden geçemeyeceğimiz bir diğer mekan da Emirgan Korusu. Koru, Sarıyer ilçesinde yer alırken Emirgan ve İstinye semtleri arasında konumlanıyor. Çevresi yüksek duvarlarla çevrili bu yer için, özellikle de bahar aylarında, saklı cennet benzetmesi yapmak yanlış değil.

Emirgan Korusu’ndaki köşklerde kahvaltı yapmak buraya gelenlerin en sık tercih ettiği aktivitelerden biri. Burada Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk yer alıyor. Girişin ücretsiz olduğu koruda ayrıca piknik yapmayı da tercih edebilirsiniz.

Özellikle de İstanbul Lale Festivali sırasında yolunuzu buraya düşürmeyi başarırsanız; kendinizi bu tarihi parkta Lale Devri’ni yeniden yaşıyor gibi hissedebilirsiniz.


23) Fenerbahçe Parkı

Denize sıfır bir park olan Fenerbahçe Parkı; Kadıköy sınırları içerisinde görülebilecek en güzel yerlerden biri.

Şehrin Anadolu yakasında yer alan park aynı zamanda Kalamış Marina’nın da komşusu. İstanbul’a kadar gelmişken; tuttuğunuz takım hangisi olursa olsun bu parkı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Moda’dan yürüyerek ulaşılabilen Fenerbahçe Parkı’na aynı zamanda Kadıköy üzerinden toplu taşıma ya da taksi ile de geçilebilir.

Sık sık düğün çekimlerine rastlayabileceğiniz park gerçekten de şahane manzaralar sunuyor. Park içerisinde yeme içme ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir kafe de mevcut.



24) Çemberlitaş Hamamı

İstanbul’un hamamları; başlı başına bir tura konu edilebilecek sayıda ve çeşitlilikte. Yine de kısıtlı sürede şehri tüm renkleri ile görmek istiyorsanız; programınıza hiç değilse Çemberlitaş Hamamı’nı dahil edebilirsiniz. 1584 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilen hamam bugün halen hizmet vermeye devam ediyor.

Bugün Çemberlitaş Hamamı’nda geleneksel Türk hamamına dair kese ve köpük gibi hizmetlerin yanı sıra; kil maskesi, Hint masajı ya da aromaterapik masaj gibi modern ilavelerden de faydalanmak mümkün. Hamam ziyaretinizi programın sonlarına alarak yorgunluk atmayı da düşünebilirsiniz.


25) Cağaloğlu Hamamı

İstanbul’un Fatih ilçesinde görülebilecek bir diğer hamam, 1741 yılına tarihlenen Cağaloğlu Hamamı. Burası inşa edildiği tarihten bu yana çifte halk hamamı olarak hizmet veriyor.

New York Times tarafından yayınlanan “Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 1000 Yer” listesinde de İstanbul’dan Cağaloğlu Hamamı’nın adı geçmekte.

Cağaloğlu Hamamı’nda kişiye ve topluluklara özel birçok deneyim mevcut. Bunlardan ilk akla gelen gelin hamamı olurken; “Lüks Osmanlı Servisi” ya da “Tepeden Tırnağa” gibi farklı paketler de tercih edilebiliyor. Elbette dilerseniz, herhangi bir masaj ya da kese hizmeti satın almadan sadece hamamın sıcak suyundan da fayda sağlayabilirsiniz.


26) Rumeli Hisarı

İstanbul’un gezilecek yerlerini öyle kolayca bitirmek mümkün değil. Bu kez Sarıyer ilçesinde 30 dönüm gibi geniş bir alana yayılan Rumeli Hisarı’ndayız.

1452 yılında İstanbul’un fethine hazırlık olarak inşa ettirilen bir yapı bu. Rumeli Hisarı, tarihi öneminin yanı sıra şahane manzarası ile de büyülüyor.

Hisarın ismine aynı zamanda ev sahipliği yaptığı konser dizisinden de aşina olabilirsiniz.

Günümüzde Müzekart ile gezilebilen Rumeli Hisarı, deprem ve yangın gibi önemli afetler sonucu defalarca restorasyon geçirmiş durumda. Bugün hisar bahçesinde toplar, gülleler sergilenmeye devam ediliyor. Ayrıca müzenin içinde bir açık teşhir salonu da mevcut.


27) Anadolu Hisarı

Boğazın en dar noktasında, 7 bin metrekarelik alan üzerine kurulu Anadolu Hisarı, iç – dış kale surları ve kalelerden oluşuyor.

İstanbul’un fethinden sonra önemini yavaş yavaş kaybeden Anadolu Hisarı, zaman içerisinde yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlanmış.

Günümüzde bir bölümü yıkık olan Anadolu Hisarı’nın ortasından bir de yol geçiyor.

Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 senesinde inşa ettirilen yapı, Cenevizliler ve Osmanlılar için büyük önem taşıyordu.

Anadolu Hisarı’nın tam karşısında İstanbul’un fethi için Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Rumeli Hisarı yer alıyor.



3 metre kalınlığındaki dış ve iç surlar, dış kale surlarıyla birleşiyor. Dış kale surlarının üzerinde de koruma amacıyla inşa edilmiş 3 adet kale yer alıyor. Aynı zamanda, topların yerleştirilmesi adına hazırlanmış menfezler de bulunuyor.

Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan Anadolu Hisarı’nda günümüzde, pek çok kafe ve restoran bulunuyor. Siz de bu mekanlardan bir tanesine gidip eşsiz manzara eşliğinde yemeğin tadını çıkartabilirsiniz.

Beykoz ilçesinin aynı adı taşıyan semtinde konumlanan Anadolu Hisarı’na gitmek için Üsküdar Meydanı’ndan kalkan otobüsler ve dolmuşlar kullanılabilir. Avrupa yakasından gelecekler içinse en ideal ulaşım seçeneği şehir hatları vapur seferleridir.


28) Yedikule Zindanları (Yedikule Hisarı)

Zindan olarak bilinse de asıl amacı, şehre gelen üst düzey yöneticileri ve kralları ihtişamlı ağırlamak olan Yedikule Zindanları, milattan sonra 413–439 yılları arasında, Kral II. Teodosios tarafından yaptırılmış.

Günümüzdeki görünümünü ise İstanbul’un Fethi’nden sonra almış. Fetihten önce hapishane olarak kullanılan yapı, Osmanlı zamanında ise zaman zaman hapishane darphane, sanat evi, hayvanat bahçesi olarak da kullanılmış. Hatta bir dönem Osmanlı Hazinesi, burada muhafaza edilmiş.

1968 senesinde İstanbul Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’ne bağlanan Yedikule Zindanları, 2004’te özel bir şirket tarafından alınmak istense de bu karar, mahkeme tarafından iptal edilmiş.

Şu an için hisarı gezmekse, yapılan restorasyon çalışması sebebiyle mümkün değil.

Geçtiğimiz zamanlarda pek çok açık hava konseri düzenlenen Yedikule Zindanları’nın yakın tarihte kapılarını yeniden ziyaretçilere açması bekleniyor.

Açık Hava Müzesi olarak geçse de Yedikule Zindanları içerisinde bulunan Kanlı Kuyu, Genç Osman’ın idam edildiği oda, Altın Kapı ve zindan kuleler gibi bölümler, halen negatif havayı taşıyor ve sizi tarihin karanlık yüzüyle tanıştırmayı bekliyor.

Yedikule Zindanları’nın içerisinde 7 ayrı kule bulunuyor. Bunlar; Zindan Kulesi, Genç Osman Kulesi, Hazine Kulesi, III. Ahmet Kulesi, Cephanelik Kulesi, Burak Kulesi ve Top Kulesi.

Açık olduğu dönemde saat 09:00 ile 18:30 saatleri arasında kapılarını ziyaretçilere açık olan zindanlara günümüzde maalesef giriş yapılamıyor.

MüzeKart sahiplerine ücretsiz olan girişler, diğer ziyaretçiler içinse 10 TL.


Bakırköy Sahili’nden Sarayburnu’na kadar uzanan Yedikule Zindanları’na gitmek için otobüs ve Marmaray’ı kullanabilirsiniz. Otobüsle, Taksim’den hareket eden 80T, Eminönü’nden hareket eden 80, BN1 ve BN2, Beyazıt’tan hareket eden 80B numaralı otobüslere binerek Yedikule Otobüs Durağı’na ulaşabilirsiniz. Marmaray ile yolculuk etmek isteyenlerse Kazlıçeşme Durağı‘na geldikten sonra birkaç dakika yürüyerek bölgeye varabilirler.


29) Kınalıada

İstanbul’a kadar gelip de Prens Adaları’nı görmeden dönmek olmaz. Hele de mevsim yazsa, gezinize Kınalıada’dan başlayabilirsiniz. İstanbul’a en yakın ada olan Kınalıada, tarihi öneme de sahip. Bizans döneminden bu yana, başta Romen Diyojen olmak üzere sürgünlerin çoğunun adaya gönderildiği biliniyor.

Oldukça küçük bir alana sahip olan Kınalıada, ağaç ve yeşillik yönünden de kısır sayılabilir. Öte yandan adanın kısıtlı alanı dahilinde hem bir cami hem manastır hem de Ermeni-Türk mezarlığı var. Sadece bu bilgilere bakarak bile ada gezisinin oldukça verimli geçeceğini iddia etmek mümkün.


30) Heybeliada

Adı üstünde, heybesi sırtında bir ada olan Heybeliada’dayız. Burası Prens Adaları içinde turist trafiği en çok olan, en yeşil adalardan biri. Dolayısıyla İstanbul’a gelmişken görülecek yerler listesinin de üst sıralarında yer alıyor.


Heybeliada gezilecek yerler listesinde Aya Yorgi Manastırı, Heybeliada Ruhban Okulu, Aya Nikola Kilisesi, İsmet İnönü Evi Müzesi ve Deniz Lisesi var. Burası ayrıca bir dönem verem hastalarının taşındığı sanatoryuma da ev sahipliği yapıyor. Adada piknik yapacak yer ararsanız, Değirmenburnu Mesire Yeri’ni ziyaret edebilirsiniz.



31) Büyükada

İstanbul açıklarındaki adalardan en büyüğü olan Büyükada; şehrin hem çok yakınında hem de şehirden çok uzak bir hayal adası.

Son dönemlerde fayton haberleriyle de sık sık gündeme gelen adayı turlamanın tek yolu elbette faytona binmek değil. Burası yaz ve bahar aylarında son derece romantik yürüyüşlere ev sahipliği yapıyor.

Yaz döneminde adada denize girmek, bisiklet kiralayarak keşif turları yapmak ve nostaljik sokaklarda fotoğraf çektirmek en popüler aktiviteler olarak sıralanabilir.

Aya Yorgi Tepesi ise sunduğu manzara ile gönülleri fethediyor. Buradaki kayalıklarda kendinize bir yer edinerek, güneşin doğuşunu ya da batışını seyredebilirsiniz.


32) Burgazada

Burgaz Adası olarak da anılan bu ada 2 kilometreye yayılan bir başka cevher. Buraya yarım gün de olsa zaman ayırmak; bisikletle nostaljik turlar yapmak, denize girmek ve pencerelerden sarkan sardunyaları fotoğraflamak tavsiye edilesi.

Burgazada’ya diğer adalarla ortak seferler kullanarak ulaşılabiliyor. Madam Martha Koyu ve Sait Faik Müzesi adanın popüler ziyaret noktaları. Tabii ada mutluluğunu ve rahatlığını sonuna kadar yaşayıp; bir günü sadece kahve içip tembellik yaparak geçirmek de sizin elinizde.


33) İsfanbul Tema Parkı

İstanbul, Türkiye için her şeyin olduğu gibi eğlencenin de merkezi sayılabilir. Bu kültür başkentine kadar gelmişken, özellikle de arkadaş grubuyla ya da çocuklarla seyahat ediyorsanız İsfanbul Tema Parkı’nı da görmek isteyebilirsiniz. Park içinde oyun alanlarının yanı sıra konser alanları, sinema, mağaza ve restoranlar da mevcut.

Avrupa’nın en iyi 10 tema parkı arasında gösterilen İsfanbul, Disneyland ya da Legoland’e gitmeden de olur dedirtiyor. 120 bin metrekare alanda görülmesi gereken başlıca atraksiyonlar Nefeskesen, Adalet Kulesi ve Fatih’in Rüyası olarak sayılabilir.


34) Akvaryum

çocuklu ailelere hitap eden bir gezi noktası. 17 bin nüfusa sahip olan akvaryum ailesi oldukça heyecan verici. Akvaryum alanında yaratılan alternatif iklimler Karadeniz’den Pasifik Okyanusu’na kadar uzanıyor.


Bir adet yağmur ormanının da bulunduğu İstanbul Akvaryum; Halkalı Caddesi Florya adresinde konumlanıyor. Buraya Marmaray’ın aynı isimli durağı ile ulaşım sağlamak mümkün. 2 yaşa kadar çocukların ücretsiz girebildiği, diğer çocukların ise yaş gruplarına göre ücretlendirildiği akvaryumda ayrıca servis hizmeti de mevcut.

42 görüntüleme1 yorum