Kırklareli'ndeki Tarihi Yerler

Tarihi Çeşmeler



Yazılı kaynaklara göre şehir merkezinde 15 geleneksel yapıda mahalle çeşmesi bulunuyor. Belediyenin çalışmaları sonucunda bunlardan dördünün günümüzde yıkılmış halde olduğu öğrenilmiştir. Kullanılmaya devam edilen çeşmelerin ikisi bulundukları yerden taşınmış, dördü ise onarımlar sonrası özgünlüklerini kaybetmişlerdir.



İl merkezinde Kadı Ali, Paşa, Kayyumoğlu, Hapishane, Kuru Paşa (Kayalık), Büyük Camii (Alman), Gerdanlı ve Kocahıdır çeşmelerini görebilirsiniz. Bu çeşmeler genellikle şehrin ticaret hayatının da yoğun olduğu yaşandığı çarşı meydanı çevresinde yer almaktadır.


Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü



İstanbul-Edirne asfaltı üzerinde, Edirne çıkışı tarafında bulunan Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü, Lüleburgaz Deresi üzerinde. Adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun meşhur sadrazamı Sokullu tarafından yaptırılmıştır.

Çevre taşları ve kaynak tarafındaki orta ayak detayları sağlam durumda olan köprü yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir.


Mansapta on iki köşeye sahip bir planın yarısı üzerinde resmedilen bir piramitten oluşan kısım, Lüleburgaz yönünde olan ayakta orijinal görünümünü muhafaza etmektedir.


Diğeriyse ilerleyen zamanlarda işinin ehli olmayan ustalar tarafından, maalesef piramit yerine koni biçimde yapılmıştır. Köprü hala araç trafiğinde açıktır ancak Edirne – İstanbul asfaltı ilçenin dışına alındıktan sonra köprü trafiği önemli ölçüde azalmıştır.


Osmanlı İmparatorluğu döneminde Rumeli bölgesine çok sayıda köprü yapılmıştır. Bu köprüler özellikle sefer dönemlerinde ordunun hareketini sağlamak için inşa edilmiştir. Bu yapıların bir çoğu zaman kısıtlı olduğu için ahşap malzemelerden yapılmıştır.


Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü de batı seferlerine çıkan orduya hizmet etmiş ve bölgenin imarına katkıda bulunmuştur.


Babaeski Köprüsü



İstanbul – Edirne yolunun Babaeski Deresi’ni geçtiği, Babaeski’nin Lüleburgaz çıkışında yer alan köprü 4 Murat devrine rast gelen 1633 senesinde yapılmıştır.

Kesme taş kaplı bir köprüdür. Nehir taştığı zaman köprünün zarar görmemesi adına, 6 kemerli köprünün kemer aralarına büyük boyutta delikler açılmıştır. Kuzeyde bulunan nöbete hücresi zarar görünce aslında uygun olacak şekilde yeniden inşa edilmiştir.

Halen kullanılmakta olan köprü günümüzde tarihe meraklı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.


Pehlivanköy Akarca Köprüsü



Edirne – Uzunköprü oto yolu doğrultusunda, Ergene Nehri üzerinde bulunmaktadır.

14. yüzyıldan itibaren Balkanlarda hız kazanan Osmanlı ilerleyişi coğrafi engellere takılmaktaydı. Bu engellerden en önemlisi Ergene Nehri idi. Bu nehir üzerine Osmanlı ordusu çok sayıda köprü inşa etmiştir. Pehlivanköy Akarca Köprüsü de onlardan biridir.


Osmanlı ordusunun Bulgaristan, Sırbistan ve Macaristan yönündeki seferlerinde Ergene Nehri’ni aşmak için yapılan Pehlivanköy Akarca Köprüsü günümüze kadar ulaşmıştır. Köprü sağlam yapısı sayesinde günümüzde araç trafiğine açıktır ve kullanılabilir durumdadır.



Ortada bulunan büyük kemerli gözün etrafında yer alan yuvarlak kemerli gözlerle birlikte köprünün toplamda yedi adet gözü vardır.


Kitabesi kırıldığından ve üzerinde tarih bulunmadığından inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak köprünün kullanım amacı, yapılış şekli ve malzemesi düşünüldüğünde Osmanlı döneminde 16. yüzyılda yapıldığını tahmin edebiliriz.

Köprü bir anlatıya göre Pavlu isimli bir usta tarafından yapılmıştır. Yine bu anlatılara göre köprüyü inşa eden usta köprünün ancak usta bir yiğidin burada kurban edilerek köprü duvarının içine gömülmesiyle yapının ayakta kalabileceğini söylemiştir. Bunun üzerine işçiler kendilerine yemek taşıyan kadınlar arasında kura çeker. Kim kurada çıkarsa o bir kurban verecektir. Kurada yeni doğum yapmış, bebeği süt emen bir kadın çıkar. Bu kadın ertesi gün geldiğinde köprünün kemerine sıkıştırılır ve kurban edilir; hemen ardından kemer de bitirilir.


Köprüyü ziyarete gelen kişilere yöre halkı tarafından bu anlatı kimi zaman hatırlatılır. Yörede köprüye dair bazı inanışlar hala yaşamaktadır. Hatta öyle ki, her cuma gecesi köprünün ayağında ağlayan bir kadın sesi duyulduğu söylenmektedir. Köprünün iki taşı arasından da süt aktığı rivayet edilmektedir. Köprü, ilginç hikayesi ile ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.


Kırklareli Kadı Camii



Kırklareli şehir merkezinde Osmanlı döneminden kalan birçok eser bulunmaktadır. 1577 tarihli Kırklareli Kadı Camii de onlardan biridir.


Camii yakınlarında inşa tarihinden itibaren bir mahkeme kurulmuştur. Bu mahkeme sebebiyle camiye Kadı Camii adı verilmiştir.


Tarihi yapı, orijinal mimari özellikleri sebebiyle Kırklareli’nin sembol tarihi eserleri arasında yer alır.


Şehir merkezinde, Ahmet Mithat İlkokulu karşısında bulunan yapıya yürüyerek ulaşabilirsiniz.


Vize Küçük Ayasofya Kilisesi (Gazi Süleyman Paşa Camii)



Kırklareli’nin Vize ilçesinin Kale Mahallesi’nde iç ve dış surlar arasında yer alan yapı 6. yüzyılda Roma İmparatoru Jüstinyen döneminde kilise olarak yapılmıştır.

14. yüzyılın ikinci yarısında cami şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Hala camii olarak kullanılmaktadır ve ibadete açıktır. Hali hazırda artık mevcut olmayan mozaikler, şekilleri ile Ayasofya ve St. İrene arasındaki kazıda bulunan parçalarla benzeşmektedir.


Asıl yapıya bütünüyle Bizans stilindeki üç mermer söveli kapıdan girilmekteydi. Bir zamanlar kadın heykellerinin ve kırık yazıların bulunduğu bina, taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Kubbesi çapraz ve beşik tonozlu yapılmıştır. Minbere sahip olmayan yapıda mihrap da sonradan ilave edilmiştir.


Camiiye çevrilmiş olmasına rağmen yapının içinde hala kilise havası hakimdir. Bu ilginç özelliği sebebiyle Kırklareli’ne geldiğinizde Vize Küçük Ayasofya Kilisesi, yani Gazi Süleyman Paşa Camii’ni mutlaka görmelisiniz!


4 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör