Tokat'da Gezilecek Yerler

Tokat Saat Kulesi

Behzat semtinde yer alan Tokat Saat Kulesi, 1902 yılında yaptırılmıştır. Şehrin her yerinden görülebilen bu saat kulesi, II. Abdülhamid’in tahta çıkmasının 25.yılı şerefine mutasarrıf Bekir Paşa ve Belediye Reisi Mütevelli oğlu Enver Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Kesme taştan yapılan kulenin yüksekliği yaklaşık 33 metredir. Her yarım saat ve saat başlarında iki dakika ara ile çalan saat, şehrin her yerinden duyuluyor.


Tarihi Sulusokak

Tokat’ın köklü tarihini yakından hissedeceğiniz bir yer olan Sulusokak, 900 yıllık bir tarihi izi bünyesinde barındırıyor. Bu tarihi izleri hem hissedebileceğiniz hem de görebileceğiniz en ideal yerlerden biridir Tarihi Sulusokak ve Çevresi. Bu yere bağlanan Halit Sokak, Safranbolu evlerine benzeyen Tokat evleri, Roma, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait cami, han, hamam, medrese, türbe, bedesten ve çeşme gibi daha birçok tarihi eserleri ile bambaşka bir noktadır. Tokat’ın eski kent merkezi ve ticaret merkezini oluşturan bu yerde, Sulusokak Çarşısı, Tokat Kültür Evi, Yağıbasan Medresesi, Arastalı Bedesten, Deveciler Hanı ve Yazmacılar Hanı gibi birçok tarihi yapı da bulunuyor.


Tokat Müzesi (Arastalı Bedesten)

Cumhuriyet Dönemi müzelerinden olan Tokat Müzesi müzecilik faaliyetlerine 1926 yılında Anadolu Selçuklu Dönemi'ne ait bir tıp medresesi olan Gökmedrese binasında başlamıştır. Yıllar içinde eser sayısının artmasıyla depolar yetersiz kalmaya başlamıştır. Depolarda biriken eserlerin daha sağlıklı şartlarda korunması, müzeye kazandırılan yeni eserlerin çağdaş müzecilik anlayışı çerçevesinde sergilenmesi gerekliliği ve mevcut binanın restorasyona ihtiyacı olması nedeniyle Tokat Müzesi, şehir merkezindeki tarihi Sulusokak’ta bulunan ve bir Osmanlı yapısı olan Arastalı Bedesten'e 3 Mart 2012 tarihinde taşınmıştır. Arastalı Bedesten'in ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Günümüze gelebilen kalıntılardan ve tarihi kaynaklardan XV.-XVI. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Bedesten kesme taştan yapılmış cephesi tuğla dizileri ile bölümlere ayrılarak hareketlendirilmiştir. Kuzey-güney yönünde, kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kuzey ve güneyde dışarıya dikdörtgen çıkıntılı, yuvarlak kemerli birer kapısı bulunmaktadır. İçerisi üç sıra halinde üçer paye ile bölümlere ayrılmıştır ve bunların üzeri de yuvarlak dokuz kubbe ile örtülmüştür. Bedesten kuzey ve güneyinde alt sırada birer, üst sırada da üçer küçük pencere ile aydınlatılmıştır. Bedestenin iki yanında ince uzun dikdörtgen planlı iki de arastası bulunmaktadır. Bu arastaların da kuzeyi ve güneyinde dikdörtgen söveli üzerinde birer dikdörtgen pencere bulunan kapıları vardır. Dükkânları oluşturan bu bölümün orta noktasına da birer küçük kubbe yerleştirilmiştir. Bedesten; kıymetli kumaşlar, mücevherler ve buna benzer eşyaların satımına mahsus üstü kapalı, mahfuz çarşıların bütününe verilen isimdir. İnşa edildikleri dönemde önemli birer iktisadi kuruluş olmakla birlikte, günümüzdeki banka ve borsaların görevini de görmekteydi. 18 Eylül 2012 tarihinde açılışı yapılan Tokat Müzesi'nde arkeolojik eserler yapının bedesten olarak adlandırılan kısmında teşhir edilmektedir. 1976 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce kazıları yapılan ve Tokat tarihi kronolojisinin Geç Kalkolitik Dönem'e (M.Ö.4000-3000) kadar indiğini kanıtlayan Turhal Ulutepe buluntuları ile kronoloji başlamaktadır. Teşhirin büyük bir kısmını oluşturan Zile İlçesi sınırları içerisinde bulunan ve 1973-1984 yılları arasında Prof. Dr. Tahsin ÖZGÜÇ tarafından kazısı yapılan Hititler'e ait idari ve askeri işlerin görüldüğü saraya ait kalıntıların açığa çıkarıldığı Maşathöyük buluntularıyla devam etmektedir. Roma Dönemi'ne ait figürlerin sergilendiği vitrinde yer alan Zile İlçesi Ağılcık Köyü'nde bulunan bronz heykel grubu ünik eserler olarak görülmektedir. Teşhirde Roma Dönemi'ne ait takı ve süs eşyaları,ölü gömme geleneğinin göstergesi urneler, pişmiş toprak testiler, ayrıca bir tapınağa ait olabileceği düşünülen pişmiş toprak aplikler, kandiller, cam eserler ve Doğu Roma Dönemi'ne ait haçlar, mühürlerin sergilendiği vitrinler yer almaktadır. Aynı salonda Klasik Dönem'den başlayarak, Zela(Zile), Komana Pontika(Tokat), Cabeira(Niksar) antik kentlerine ait Helenistik, Sebastopolis(Sulusaray), Neocaiser(Niksar), Zela(Zile) antik kentlerinde basılmış Roma Şehir, Roma İmparatorluk,Bizans ve İslami dönemlere ait sikkelerin sergilendiği sikke teşhiri yer almaktadır. Yapının batı cephesinde yer alan arasta kısmında halkın hayat tarzını, kültürünü temsil eden bakırcılık, yazmacılık, dokuma, tekstil, halı, kilim, giyim-kuşam,erkek ve kadın takıları, aydınlatma araç-gereçleri, kapı tokmakları, silahlar, barutluklar, hamam ve mutfak eşyalarıyla Osmanlı Dönemi'ne ait tarikat eşyaları, el yazması kitaplar, yazı takımları, Hristiyanlık Dönemi'ne ait eserler ve Anadolu’nun ilk Türk Beyliklerinden Danişmentliler Dönemi'ne ait bilinen en eski Kuran’ı Kerim’in sergilendiği Etnografya Salonu bulunmaktadır. Tek kattan ibaret olan müzenin giriş kısmında yer alan ön bahçenin sağ tarafında Roma Dönemi'ne ait taş eserler sol tarafında ise Doğu Roma ve İslami Dönem mezar taşları sergilenmektedir. Çalışma saatleri 08:00-19:00 olup girişi ücretsizdir.


Tokat Şehir Müzesi

Kente özgü mimarideki mermer çeşmelerin, taş fırınların, dönemin kap kacaklarının ve insan figürlerinin yer aldığı Tokat Şehir Müzesi, yörenin 500 yıllık köklü tarihinin en iyi yansıtıldığı yerdir. Oldukça kapsamlı bir sergiye sahip olan müzede, aynı zamanda yazma basım hanesi ve çömlek atölyesi de yer alıyor. Bunun yanı sıra müzenin üst katında Tokat’ta yaşamış ünlü kişilerin balmumu heykellerini de yakından görebilme şansı yakalıyorsunuz. Daha çok yeni olan Tokat Şehir Müzesi, 2019 yılında açılmasına rağmen fazlasıyla rağbet görüyor. Çalışma saatleri 08.30 – 17.00 olup girişi 5 TL'dir. Müze kart sahipleri için giriş ücretsizdir.


Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi

Mustafa Kemal Atatürk milli mücadele yıllarında birçok kez Tokat’ı ziyaret etmiş, Bandırma Vapuru’nda yanında bulunan ve Cumhuriyetin ilanından sonra milletvekili de olan arkadaşı Tokatlı Piyade Yüzbaşı Mustafa Vasfi SÜSOY’a ait bu konakta, dördüncü kez gelişlerinde 25 Eylül 1925 tarihinde eşi Latife Hanım ile birlikte misafir olmuştur. Konak bugün Atatürk Evi ve Etnoğrafya Müzesi olarak ziyarete açıktır. Çalışma saatleri 08.00-19.00 olup giriş Ücretsizdir.


Latifoğlu Konağı Müzesi

Tokat merkez Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde bulunan Latifoğlu Konağı’nın, 1746 yılında Osmanlı Barok üslubunda inşa edildiği bilinmektedir. “L” şeklinde bir plan üzerinde ahşap karkas arası kerpiç dolgu malzemeyle inşa edilmiş iki katlı konak, alaturka kiremit kaplı kırma çatıyla örtülüdür. Konağın taş döşemeli avlusunda kare planlı bir havuz yer almaktadır. Odaları “L” şeklinde bir sofanın etrafında şekillenen konak, serbest plan anlayışına sahiptir. Birinci katta yer alan sofaya, günlük işlerin yapıldığı aynı zamanda mutfak olarak da kullanılan “aşevi” veya “işevi” denilen bölüm, “hamam odası” da denilen oturma odası ve küçük bir oda açılmaktadır. Hamam odasından kare planlı, tek kubbeli hamama geçilmektedir. Küçük bir soğukluk-soyunmalık kısmı bulunan alttan ısıtmalı bu Türk hamamı, yapının dışına çıkma yapmaktadır. İkinci kattaki sofa, konağın haremlik-selamlık bölümünü ayırmaktadır. Konağın bu katında “Paşa Odası” denilen selamlık bölümü “Havuzbaşı Odası” denilen harem bölümü, Bir yatak odası ve küçük bir oda yer almaktadır.

Latioğlu Konağı oldukça zengin ahşap, alçı ve kalem işi süslemelere sahiptir. Hamam odasının ahşap tavan, kapı, yüklük ve dolap kapakları bitkisel motiflerle bezenmiştir. Paşa odasının barok formlu ahşap tavan göbeği, dolap ve yüklük kapakları, kapısı ahşap işçiliğinin güzel örneklerini yansıtmaktadır. İkinci kattaki havuzbaşı odası yaldız boyalı ahşap tavan göbeği yanında pano içinde çiçek motifleri ve İstanbul tasvirleriyle süslenmiş duvarlarıyla da dikkat çekmektedir. Alçı işçiliği, Paşa odası ve havuzbaşı odasının alçı kalıp üzerine boya bezemeli ocaklarında ve tepe pencerelerinde görülmektedir. Alçılı vitray tepe pencerelerinde “Mühr-ü Süleyman” denilen motif kullanılmıştır. Latifoğlu Konağı, 1988 yılında Tokat Müzesi bünyesinde, yörenin eşyaları ve kıyafetleriyle donatılıp mankenlerle canlı ve gerçekçi bir teşhir yapılarak, Tokat’ın geleneksel ev kültürünün yansıtıldığı Müze-Ev olarak hizmet vermektedir. Çalışma saatleri 08:00-19:00 olup girişi Ücretsizdir.


Mevlevihane

Menakıb-ül Arifin kitabından anlaşıldığı üzere; Hazreti Mevlana hayattayken Muineddin Süleyman Pervane’nin isteği üzerine Fahreddini Iraki isimli halifesini Tokat’a göndermiş ve Pervane’nin 13'üncü yüzyılda yaptırdığı zaviye ile Mevlevilik Tokat’ta yayılmaya başlamıştır. Muhtemelen bu zaviye 15'inci yüzyılın sonunda Uzun Hasan’ın Tokat’ı yakması esnasında yok olmuş ve ikinci defa Bey Sokağı girişinde bulunan arsaya Sultan III. Ahmed Dönemi'nde Yeniçeri Ağası Sülün Mustafa Paşa tarafından 1638’de yaptırılmıştır. Bu yapı tümüyle varlığını günümüze kadar sürdürememiştir. Yanda bugün özel mülkiyette bulunan Mevlana Hamamı, girişteki taş kapı ve konaktaki hamam ve bitişiğindeki oda o dönemden kalmıştır. Bugün son onarımlarla 19'uncu yüzyıl Tokat evlerinin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. İki katlı yapının zemin katı “L” biçimli bir koridor çevresindeki odalardan oluşan bir plana sahiptir. İkinci kat büyük tek salon olarak planlanmıştır. Semahane olarak kullanılan bu bölüm kubbe ile örtülmüştür, kubbenin ortası ise bitkisel motiflerle bezenmiştir. Yapı, ahşap karkas arası kerpiç dolgu kullanılarak bağdadi tarzında inşa edilmiştir. Çalışma saatleri 08:00-19:00 olup girişi Ücretsizdir.


Topçam Yaylası

Tokat'tan 15 km uzaklıktaki bu yayla 1600 m yüksekliktedir. Çam kokan havası ve yeşil görüntüsü ile oldukça etkileyicidir. Görüntüsüyle sizleri fazlasıyla etkileyecek olan bu yaylanın yüksekliği ise 1600 metredir.


Dumanlı Yaylası

Almus ilçesinin Arısu Köyü’nde yer alan Dumanlı Yaylası, ilçe merkezine 39 km mesafede yer alıyor. Bir kısmı Sivas il sınırında yer alan yayla, ismini sisli görünümünden aldığı biliniyor. Havası, bitki örtüsü, suyu ve yeşilliği ile bir başka olan yayla, 2870 metre yüksekliğe sahiptir. Barınaklar ve dinlenme alanlarına içerisinde yer veren yaylada, doğa yürüyüşü, trekking ve kamp yapabilirsiniz.


Kaz Gölü

Kaz Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nın toplam koruma alanı 1170 hektar olup göl alanı; 73 hektar kuru, 201 hektar sulu olmak üzere 274 hektardır. İl merkezine uzaklığı 39 kilometre, Turhal İlçesi'ne 19 kilometre, Pazar İlçesi'ne 11 kilometre, Zile İlçesi'ne 23 kilometredir. Kaz Gölü, göçmen kuşların göç yolları üzerinde bulunmasından dolayı kuş türlerine konaklama imkanı sağlamaktadır. Kuluçka dönemlerini Kaz Gölü'nde geçiren göçmen kuşların geçişleri mart ayı içinde başlar mayıs ayı başlarına kadar devam eder. Erken gelmiş kuşlar nisan sonu mayıs ayının ortalarına doğru ilk yavrularını dünyaya getirirler. Haziran ayının sonlarına doğru yavrular palazlanıp uçmaya hazır hale gelir. Temmuz ayı başlarında da ilk göçler başlar ve devam eder. Kışı gölde geçiren göçmen kuşlar Eylül-Ekim aylarında gelirler, İlkbahar ile birlikte havaların ısınmaya başlamasıyla kuzeye göç ederler.Kaz Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası sucul ekosisteme sahip olmakla beraber yerli ve göçmen kuşların yuvalanma, kuluçkalaşma alanıdır. Sucul ekosistem alanı içerisinde mevcut popülasyonda yaşamını sürdüren 108 çeşit kuş türü olmasına rağmen yılı içerisinde aylar itibarıyle tür sayısında değişimler söz konusudur. Bu kuşlardan bazıları; Saksağan, Kara Leylek, Ak Leylek, Angıt, Alacabalıkçıl, Gri Balıkçıl, Ak Kuyruksallayan, Büyük Beyaz Balıkçıl, Sutavuğu, Sakarmeke, Elmabaş, Kamışçın, Batağan, Saz Bülbülü, Karatavuk, Ördek türleri, Kaz türleri, Çulluk, Serçe, Sığırcık, Kızıl gerdan, Söğüt Serçesi, Kara Kızılkuyruk, Kızkuşu, Çıkrıkçın, Çıvgın, Çayır İncirkuşu gibi türlerdir.

Turhal ve Pazar ilçe sınırları dahilinde bulunan Kaz Gölü, sulak alanlar statüsüyle anılmakta olup, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olmasıyla büyük önem taşımaktadır. Göl çevresinde herhangi bir sanayi kuruluşu mevcut olmadığından göl ve çevresinde sanayiden kaynaklanan kirlenme söz konusu değildir. Kaz Gölü Kuş Cenneti Projesi kapsamında bir adet ziyaretçi evi ve iki adet kuş gözetleme kulesi mevcuttur.


Zinav Gölü

Reşadiye İlçesi'nin Yolüstü (Meğedün) Köyü'ne 3 kilometre uzaklıktadır. Gölün suları tatlıdır. Göl bir dere ve küçük sularla beslenir. Ortalama 1.5 kilometrekare alana sahiptir. Gideğeninden boşalan sular Kelkit Çayı'na ulaşır. Kenarlarında bataklık yerler yoktur. Ortalama derinlik 10- 15 metre civarındadır. Etrafı korunmaya alınmış orman alanıdır. Balıkçılık yapmaya müsait olan gölde sazan, yayın balığı, Japon sazanı - kırmızı renkli kızılkanat denilen çok lezzetli tatlı su balık türleri bulunmaktadır. Zinav Gölü ve Kanyonu, İnkaya Mağarası, birçok hastalığa iyi geldiği söylenen Sülüklü Göl, Zinav Yaylası ve organik tarım yapılan Zinav Vadisi ile bölge doğa harikasıdır. Bu alanlar özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerce yoğun ilgi görmektedir.


Almus Baraj Gölü

Şehrin en etkileyici destinasyonlarından biri olan Almus Baraj Gölü, Yeşilırmak üzerine kurulu olup, 4 bin hektarlık bir alanı kapsar. Piknik ve su sporları yapabileceğiniz harika noktalardan biri olan bölge, özellikle bahar ve yaz aylarında, çevre illerden gelen ziyaretçiler ve yöre halkı ile dolup taşıyor. Günümüzde bir alabalık yetiştirme alanı olarak da önemsenen Almus baraj gölü, Yeşlırmak'ın hafif bir dirsek çevirerek Omala Ovası boğazına girdiği yerde zonlu toprak dolgu tipinde yapılmıştır. Baraj çevresi ormanla kaplıdır. Kıyıda çok sayıda koy bulunmaktadır.


Düden Gölü

Erbaa ilçesinde yer alan Düden Gölü, Boğazkesen Köprüsü’nden sonra gidebileceğiniz bir durak noktasıdır. Bu köprüden kuzeye doğru devam edildiğinde ulaşabileceğiniz göl, hem kolay ulaşımı hem de manzarası ile resmen büyülüyor. Gölün muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüp gezebilir ve piknik yapabilirsiniz.


Ballıca Mağarası

Ballıca Mağarası Tokat Pazar İlçe Merkezi'nin 7 kilometre güneyinde, Ballıca Köyü'nün yaklaşık 1 kilometre güneydoğusundadır. Yaşı 3,4 milyon yıl olarak belirlenen Ballıca Mağarası, dünyadaki benzerlerinin içinde özel bir konuma sahiptir.

Yarı kayalık yüksek bir tepenin yamacındaki mağaraya giriş, kısmen düzeltilmiş ana kaya bloğundan sağlanmaktadır. Aydınlatma, yürüyüş yolları, seyir terasları yapılarak 1996 yılında ziyarete açılan Ballıca Mağarası 10 bin metrekare yüzölçümüne sahiptir. Gezilip görülebilen kısmı 94 metre yüksekliğinde olan mağaranın en önemli karakteristik özelliği, “soğan sarkıt” oluşumlarına sahip olmasıdır. Mağaranın bir diğer önemli özelliği koloniler halinde yaşayan cüce yarasaların bulunmasıdır.Mağara yarı yatay, yarı dikey olarak birbirine bağlı 5 kat ve 8 büyük salondan oluşmaktadır. Mağara içi şekillerine göre bölümlere ayrılmıştır ve her bölüm farklı isimlerle anılmaktadır. “Havuzlu Salon, Büyük Damlataşlar Salonu, Fosil Salonu, Yarasalar Salonu, Mantarlı Salon, Sütunlar Salonu ve Yeni Salon” isimleriyle anılan bu bölümler dışında oluşumu devam eden henüz ziyarete açılmamış bölümler de bulunmaktadır. Çalışma saatleri 08:00-19:00 olup girişi Öğrenci 7 TL tam 14 TL'dir.




1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
  • Instagram

©2020, made by YZEX.

contact